
Demir düzeyleri Down sendromuyla ilişkili Alzheimer hastalığında önemli bir rol oynayabilir
Alzheimer hastalığı araştırması, ilerlemeyi durduran terapötik hedef bulma konusunda umut veriyor
Yeni araştırmalar, HIV ilaçlarının ‘önemli’ Alzheimer koruması sunduğunu gösteriyor
Özet:
Araştırmacılar, NRTI’ler adı verilen ilaçların her yıl bir milyon Alzheimer vakasını önleme potansiyeline sahip olduğuna inanıyor.
Proteostazın kilidini açmak: Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarla mücadelede yeni bir sınır

Bilim insanları, nörodejeneratif hastalıklarla mücadelede güçlü bir müttefik keşfettiler: Hücrelerin proteinlerinin dengesini ve düzgün işleyişini koruduğu protein homeostazisi (proteostaz) yoluyla hücre sağlığının korunmasında önemli rol oynayan bir nükleolar kompleks.
Araştırmacılar, bu kompleksin baskılanmasıyla Alzheimer’a neden olan proteinlerin toksik etkilerinin önemli ölçüde azaltılabileceğini, tehlikeli proteinlerin daha fazla parçalanması yoluyla hücrenin doğal savunmasının güçlendirilebileceğini gösterdiler.
Bu mekanizma, hücre büyümesi , farklılaşma ve doku homeostazında rol oynayan bir yol olan TGF-β sinyallemesini düzenleyerek dokular arasında proteostazı düzenler . Bu çığır açan buluş, Alzheimer gibi hastalıkları yavaşlatabilecek veya hatta önleyebilecek yeni tedavilerin geliştirilmesi için heyecan verici yeni olasılıklar sunarak sağlıklı yaşlanmanın geleceği için umut verir.
Yaşlandıkça, protein homeostazının (proteostaz) karmaşık dengesi – proteinlerin doğru şekilde katlanmasını sağlayarak hücresel sağlığı korumaktan sorumlu sistem – bozulmaya başlar. Bu düşüş, Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların ayırt edici özelliği ve altta yatan nedeni olan toksik protein kümelerinin birikmesine yol açar.
İbrani Üniversitesi araştırmacıları Prof. Ehud Cohen ve Kanada Tıbbi Araştırma Enstitüsü’nün (IMRIC) Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Bölümü öğrencisi Huadong Zhu’nun, Alexander Silberman Yaşam Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Yonatan Tzur’un laboratuvarıyla iş birliği yaparak yürüttüğü yeni bir çalışma, temel araştırmaların çok ötesine uzanan etkileriyle bu sorunu ele almanın umut verici yeni bir yoluna ışık tutuyor.
Araştırma, nükleolar bir kompleks olan FIB-1-NOL-56’nın hücresel ve organizma düzeylerinde proteostazın düzenlenmesinde merkezi bir oyuncu olduğunu tespit ediyor. Bu kompleksin aktivitesini baskılayarak, ekip Alzheimer’la ilişkili Aβ peptidinin ve model organizmalarda hastalığa neden olan başka bir proteinin toksik etkilerinde belirgin bir azalma gözlemledi. Bu keşif, yalnızca vücudun hücresel stresi nasıl yönettiğine dair anlayışımızı derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda çok sayıda yıkıcı
nörodejeneratif hastalığı geciktirebilecek veya önleyebilecek gelecekteki tedaviler için de umut sunuyor “Bulgularımız laboratuvar tezgahının ötesine geçiyor,” diye açıklıyor Prof. Cohen. “Nörodejeneratif hastalıklar dünya çapında milyonlarca insanı etkiliyor, aileleri ve bakıcıları etkiliyor. Hücrelerin protein bütünlüğünü korumak için nasıl iletişim kurduğunu ortaya çıkararak, hastalığın başlangıcını geciktirebilecek ve yaşlıların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilecek önleyici tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine kapı açıyoruz.”
Bu araştırmanın görmezden gelinmesi zor gerçek dünyayla bir ilgisi var. Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklar neredeyse her aileyi etkiliyor ve sadece hastaları değil sevdiklerini de etkiliyor. Bu rahatsızlıkları yavaşlatma veya önleme yeteneği, yaşlanan ebeveynlerle daha anlamlı anlar, daha az sağlık krizi ve milyonlarca yaşlı yetişkin için daha uzun bir bağımsızlık dönemi anlamına gelebilir.
Ekip bu keşifleri tedavilere dönüştürmeye çalışırken, sayısız bireyin hayatını iyileştirme potansiyeli giderek daha da belirginleşiyor. Devam eden araştırmalarla, bu yaklaşım yaşlanmanın nörodejeneratif hastalık hayaletiyle el ele gelmediği bir geleceğe yol açabilir.
Kaynak ve devamına Buradan ulaşabilirsiniz.
Alzheimer Geni Taşısanız da Alzheimer Riskini Düşürebilirsiniz
Marvel Sinematik Evreni’ndeki Thor karakteriyle ünlenen Chris Hemsworth, Alzheimer riskini arttıran, APOE4 geninden iki kopyasını barındırdığını söyledikten sonra , oyunculuğa ara vereceğini duyurdu. Alzheimer geniAPOE3 geninin bir kopyasına sahip olmak, Alzheimer riskini 2-3 kat arttırırken iki kopyasına sahip olmak 10-15 kat artırıyor. Fakat bu “risk”in anahtarı işte burada. Kopyalardan bir ya da daha fazlasına sahip olmak Chris’te ya da başka birisinde bunamanın en yaygın şekli olan Alzheimer’ın aynı şekilde gelişeceğini garantilemiyor. Paylaşılan Haberlere Göre; Hemsworth’un gelişen Alzheimer hakkında endişelerini milyonlarla paylaşma konusunda istekliliği alkışlanmalıdır.
Bu da, hepimize sağlığımızı ve gelecekte hastalanma riskimizi azaltmamız için göz açmamızı hatırlatıyor. Alzheimer ve bunama genel olarak, dünya çapında sağlık sistemlerine meydan okuyacak şekilde ayarlanmıştır. Sadece Avustralya’da 500,000 bin bunama hastası olan insanlar yaklaşık 1.6 milyon bakıcı tarafından ilgileniyor. 2036 yılına kadar günlük 450 kişiye teşhis konulacağı tahmin ediliyor. Böylece APOE4’ün bunama hastalığına sebep olan uyarıcı risk, vakaların önlenmesinde önemli olabilir.
Fakat her APOE4 genine sahip olan herkeste Alzheimer gelişmez. Bu, bazı insanlarda Alzheimer hastalığına neden olan, bazılarında ise olmayan genle etkileşime giren çevresel faktörlerin bir kombinasyonu olabileceği anlamına gelir. APOE4’ün Alzheimer İle Ne İlgisi Var? Çoğu Avustralyalı APOE3 ya da APOE2 genlerine sahiptir. Hemsworth gibi genetikten sahip olan APOE4 genin, Beyazlardaki oranı yalnızca %15 civarındandır. APOE gen tipi kolesterol ve trigliseritler gibi lipitlerin(yağların) metabolizmayı modüle etmedeki rolleriyle bilinir.
APOE proteinin farklı versiyonlarının sentezini yapıdaki ince farklılıklar ile kodlar. APOE proteinleri kandaki lipoproteinlerin ayrılmaz bir parçası haline gelir. Bunlar, doktorunuzun kalp hastalığı riskinizi değerlendirmek için ölçtüğü yağ taşıyan parçacıklardır. APOE proteinleri beyinde lipit seviyesini ayarlamak için benzer bir fonksiyona sahiptir. Fakat Alzheimer bağlamında, araştırmalar beyin hücresindeki bütünlüğün etkileri üzerinde çalışıyorlar. Toplanan kanıtlar, APOE4 ‘ün beyin iltihabı ve hücresel hasar ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

Alzheimer’dan Korunabilir Miyiz? 1.Kılcal Damarlarınıza İyi Bakın Beyinde hasarlı ve kan sızdıran damarlar (kılcal damarlar) iltihap oluşumuna, beyin hücrelerinin ölümüne ve bilişsel bozukluk oluşturma eğilimindedir. Aslında beyin hasarına sebep olan Alzheimer hastalığın en erken sinyali,hasarlı kılcal damarlardır. APOE4 gen tarafından dizginlenmiş protein, beyindeki kılcal damarları daha az destekleyebilir. APOE4’ün kandaki spesifik lipoprotein ve protein komplekslerinin miktarını artırır ve beyin kılcal damarlarına sessizce zarar vererek bunların sızmasına neden olduğunu öne sürdük. Ayrıca doymuş yağlar açısından zengin olan Doğu tarzı yiyeceklerle beslenen farelerde daha fazla kılcal damar sızıntısı görüyoruz.
APOE proteinlerinin lipid metabolizmasına nasıl aracılık ettiği ve insanlarda kılcal damar sağlığı arasındaki ilişki ne yazık ki tam olarak anlaşılamamıştır. Fakat biz, kalbe iyi gelen yiyecekleri tüketmenin beyne de iyi gelmesi gerektiğini güvenle söylemek için altmış yıllık araştırma bilgisine sahibiz. Özellikle de APOE4 genine sahip insanlar için geçerlidir. Eğer APOE4 genine sahipseniz ve Alzheimer riskini azaltmak istiyorsanız sağlıklı bir diyet yapmanız iyi bir başlangıçtır olacaktır. 2. Beyninize Müsaade Edin
Kaynak ve devamını incelemen için : Alzheimer Geni Taşısanız da Alzheimer Riskini Düşürebilirsiniz (gercekbilim.com)


