İnsanın Yanlış Ölçümü ve Kuramsal Irkçılık: Kafa Yapısından Irk Tespiti Yapılabilir mi?

Stephan Jay Gould’un, dönemlerine göre ırkçılığı bilimsel açıdan meşrulaştıran bilim insanlarını anlattığı kitabının tanıtımı, antropolog Michael Little’ın bir söyleşisinden alıntı ile başlıyor: Kendi bilim dalımın tarihi hakkında pek konuşmamayı tercih ederdim; çünkü mahcup olurdum ve utanırdım.

İnsanın Yanlış Ölçümü ve Kuramsal Irkçılık: Kafa Yapısından Irk Tespiti Yapılabilir mi?

Stephen Jay Gould’un ünlü eseri İnsanın Yanlış Ölçümü (The Mismeasure of Man), tarihin en karanlık sayfalarından birini oluşturan bilimsel ırkçılığı ele alır. Kitap, özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda popülerlik kazanmış, insanların biyolojik farklılıklarını kullanarak ırksal hiyerarşiler yaratma çabalarını ve bu çabaların bilim adı altında nasıl meşrulaştırıldığını derinlemesine inceler. Gould, bilim insanlarının önyargılarını nasıl veri olarak sunarak ırksal eşitsizlikleri desteklediklerini ve bu süreçte bilimi nasıl yanılttıklarını gözler önüne serer.

Bilim ve Irkçılık: Kafa Yapısının Yanıltıcı Gücü

Gould’un kitabı, antropolog Michael Little’ın şu çarpıcı sözleriyle başlar: “Kendi bilim dalımın tarihi hakkında pek konuşmamayı tercih ederdim; çünkü mahcup olurdum ve utanırdım.” Little’ın bu sözleri, antropolojinin tarihindeki kuramsal ırkçılık ve bilimsel hataların derinliğini gözler önüne serer. Antropoloji, kafatası ölçümleri gibi yöntemlerle ırksal farklılıkları tanımlama girişimlerinde bulunmuş, ancak bu girişimlerin çoğu önyargılarla şekillenmiş ve yanıltıcı sonuçlar doğurmuştur.

Kafatası Ölçümleri ve Bilimsel Irkçılığın Kapsamı

  1. yüzyılın sonlarına doğru geliştirilen frenoloji ve kraniometri gibi bilim dalları, bireylerin zekâlarını ve karakter özelliklerini kafatası biçimlerine göre değerlendirmeyi amaçlamıştı. Bu yöntemler, ırklar arası farkları bilimsel olarak kanıtlama iddiasındaydı. Ancak Gould, bu yaklaşımların bilimsel geçerliliğinin olmadığını ve daha çok, o dönemin toplumsal ve politik önyargılarını meşrulaştırma amacı taşıdığını gösterir.

Gould, özellikle Samuel George Morton’un kafatası ölçümleri üzerinde durur. Morton, çeşitli ırkların zekâ düzeylerini belirlemek için kafatası hacimlerini karşılaştırmış ve Afrikalılar ile yerli Amerikalıların beyazlardan daha düşük zekâya sahip olduğunu iddia etmiştir. Ancak Gould, Morton’un verilerini önyargılı bir şekilde seçtiğini, sonuçları manipüle ettiğini ve bilimsel objektiflikten uzaklaştığını kanıtlar.

Bilimsel Yöntemlerin Yanıltıcılığı

Gould’un çalışması, bilimsel yöntemin yanlış kullanımının nasıl büyük toplumsal zararlara yol açabileceğini gösterir. Kafatası ölçümleri gibi yöntemler, aslında bilimsel olarak doğru olmayan ve sadece önyargıları doğrulayan sonuçlar üretmiştir. Bu yöntemler, farklı ırklar arasında doğal bir hiyerarşi olduğunu iddia ederek, ırkçılığın bilimsel bir temele dayandığı yanılsamasını yaratmıştır.

Sonuç: Bilimsel Irkçılığın Reddi ve İnsanlık Onuru

Stephen Jay Gould’un İnsanın Yanlış Ölçümü eseri, bilimin yanlış yönlendirilmesi ve önyargıların bilimsel veri olarak sunulmasının tehlikelerini gözler önüne serer. Kafatası ölçümleri gibi bilim dışı yöntemlerle ırk tespiti yapmanın, bilimsel geçerliliği olmadığı gibi, insanlık onuruna da aykırı olduğu vurgulanır. Gould’un çalışması, bilimsel ırkçılığın yanlışlığını ve bu tür yaklaşımların toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini güçlü bir şekilde ortaya koyar. Bu eser, bilimin insan hakları ve eşitlik temelinde nasıl daha doğru ve adil bir şekilde kullanılabileceğine dair önemli dersler sunar.

Kaynak: Sıradışı Bilim

Nezle ve soğuk algınlığı ile mücadelede takviyeler ne kadar etkili?

Çay, derece, ilaç, sarmısak, bal

Portakal suyundan çinko pastillere, tavuk çorbasından sarımsağa soğuk algınlığı için birçok ilaç önerisi duymuşuzdur. Peki bunlar gerçekten işe yarıyor mu?

Virüsler vücudumuza girdiğinde iki savunma mekanizmasıyla karşılaşır.

Doğuştan gelen bağışıklık sistemi işgalci virüsleri dışarı atmaya uğraşır.

Edinilmiş bağışıklık ise vücudun karşılaştığı belli patojenleri hedef alır ve tekrar karşılaşma halinde hazırlıklı olmak üzere hatırlayıcı hücreler oluşturur. Suçiçeği gibi bazı çocukluk hastalıklarıyla sadece bir kez karşılaşmanın nedeni budur.

Soğuk algınlığına neden olan virüs ise bir insandan diğerine geçerken sürekli değişir.

Hatırlayıcı hücreler bu nedenle onları tanıyamaz ve bazen aynı mevsimde bile defalarca soğuk algınlığına yakalanabiliriz.

Bağışıklık sistemi herhangi bir vitamin veya mineral eksikliği olduğunda aksar.

Bu nedenle, zaten iyi bir beslenme düzenimiz varsa, soğuk algınlığına karşı bağışıklık sistemini güçlendirecek takviye gıda ve vitaminlerin pek katkısı olmayacaktır.

Ama herhangi bir vitamin, çinko veya demir eksikliğinde takviye gıda veya vitaminlerin yararı olur.

Peki, genel kullanım açısından takviyeler çözüm mü?

Sarımsak

Bir araştırmada sarımsağın soğuk algınlığına karşı koruyucu etkisi olabileceği görüldü.

Deneyde 146 sağlıklı yetişkin incelendi.

Kışın 12 hafta boyunca katılımcıların yarısına plasebo (etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma hali) kapsül, yarısına ise kapsül şeklinde sarımsak takviyesi verildi.

İlk grupta 65 soğuk algınlığı vakası ortaya çıktı ve 366 günün hastalıkla geçti.

Sarımsak takviyesi alan grupta 24 soğuk algınlığı vakası tespit edildi ve 111 gün hastalıkla geçti.

C vitamini

Soğuk algınlığına karşı çoğu insanın başvurduğu takviyelerden biri de C vitamini.

Bazı araştırmalarda C vitamininin yararlı olabileceği görüldü, ama sanıldığı kadar değil.

Bu konuda yapılan 29 araştırmayı değerlendiren bir çalışmada, C vitamini takviyesinin soğuk algınlığı riskini azalrtmadığı görüldü.

Ancak hastalık süresini çocuklarda yüzde 14, yetişkinlerde ise yüzde 8 oranında kısalttığı tespit edildi.

C vitamini içerdiği düşüncesiyle soğuk algınlığı için tavsiye edilen portakal suyu ise pek işe yaramıyor.

Zira bir bardak portakal suyunun içerdiği C vitamini, takviye haplardan çok daha düşük.

Çinko

Bir araştırmada, günlük emilen çinko pastillerinin burun tıkanması ve akması süresini üçte bir, hapşırmayı yüzde 22, öksürmeyi ise yaklaşık yüzde 50 oranında azalttığı görüldü.

Semptomların başladığı günden itibaren günlük alınan çinko pastillerinin soğuk algınlığı tedavisinde etkili olduğu sonucuna varıldı.

Uzmanlar vitamin ve minerallerin takviye haplardan ziyade besinler yoluyla alınmasını tavisye ediyor.

Ancak C vitamini gibi bazı türleri yüksek dozda almak için takviye haplar daha etkili oluyor.

Çinko açısından da aynı şey geçerli.

Yavaş emilen türden çinko pastiller, çinko bakımından zengin besin ve haplardan daha etkili.

Ancak araştırma öncesinde katılımcıların C vitamini veya çinko düzeyleri ölçülmediği için, kaydedilen olumlu etkinin takviyeden ziyade vücuttaki bu eksikliğin giderilmesinden kaynaklanabileceği belirtiliyor.

Kaynak ve yazının devamı için tıklayın: https://www.bbc.com/turkce/articles/cpw80rzw297o

Hareket hastalığı nedir, tedavi edilebilir mi?

Taşıt tutan bir kadın
Hareket hastalığı, beyin çelişen sinyaller algıladığında ortaya çıkar.

Uçak, tren ya da arabayla yolculuk yapmanın düşüncesi bile bazı insanların gergin hissetmesi için yeterli olabilir.

Hareket hastalığı beynimizin, gözlerimizin gördüğü ve bedenimizin hissettiği arasında çelişkili sinyaller algılamasıyla ortaya çıkar.

Örneğin, yolculuk sırasında otururken bedenimiz fiziksel olarak durağan olsa da gözlerimiz nesnelerin hareket ettiğini görür.

Hareket hastalığı mağdurları bu karmaşık mesajlara, mide bulantısı, baş dönmesi ve genel rahatsızlık gibi tepkiler gösterirler. Bazı insanlar o kadar ağır semptomlar gösterir ki uzun yolculuklardan tamamen sakınırlar. Birçokları da mucizevi bir çare aramaya devam eder.

Peki hareket hastalığına tam olarak ne sebep olur ve nasıl tedavi edilebilir?

Hareket hastalığı neden olur?

Hareket hastalığı beynimizin bedenimizden aldığı duyusal sinyalleri nasıl algıladığıyla yakından ilgili.

Beyin vücudun hareket ve pozisyonuyla ilgili iç kulaktan, kas, tendon ve eklemlerdeki proprioseptif reseptörlerden sürekli duyusal sinyaller alır.

İç kulak dengenin merkezidir. Vestibüler sistem adı verilen bir ağın parçasıdır.

Bu sistem üç çift yarı dairesel kanal ile sakkül ve utrikül adı verilen iki keseden oluşur. Bunlar vücudun hareketi ve pozisyonu hakkında beyne bilgi gönderirler.

Yarım dairesel kanallar başınızı çevirdiğinizde hareket eden bir sıvı taşır, böylece başın hareket yönlerini algılar.

Ancak gözleriniz bir şey görürken kaslarınız başka şey ve iç kulağınız da başka bir şey hissederse, beyin karmaşık mesajlar almaya başlar. Bu duyusal uyumsuzluk hareket hastalığına sebep olur.

Örneğin, bir arabada seyahat ederken, nesneler görüş alanınıza girer ve sonra görüş alanınızdan çıkar, bu da gözlerinizin beyninize hareket ettiğinize dair bir mesaj göndermesini sağlar.

Ancak iç kulağınız ve kaslarınızdaki ve eklemlerinizdeki sinir uçları hala oturduğunuzu – ve dolayısıyla hareketsiz olduğunuzu – hisseder ve böylece mesajlar çatışır.

Bir uçakta veya gemide, bunun tersi olabilir: İç kulak ve kaslarınız hareketi algılar, ancak ufuk sabit görünür.

Sonuç olarak mide bulantısı, baş ağrıları, genel rahatsızlık ve yön kaybı ortaya çıkar.

Hareket hastalığının belirtileri neler?

Hareket hastalığı semptomları çoğunlukla yavaş yavaş başlar ve hareket durmazsa kötüleşir.

Hastalığın belirtileri şunlardır:

  • Baş dönmesi, sersemlik hissi ve denge kaybı
  • Mide bulantısı
  • Kusma
  • Baş ağrısı
  • Soluk cilt
  • Terleme
  • Yorgunluk

Genellikle, belirtilerin ortadan kalkması 20 dakika sürer.

Ancak şiddetli belirtilerde bu süre 24 saate kadar uzayabilir.

Hareket hastalığı daha çok kimleri etkiler?

Yol tutan çocuk
Fotoğraf altı yazısı,Çocuklar hareket hastalığından daha fazla etkilenir.

Hareket hastalığı herkesi etkileyebilir ancak 2 ila12 yaşlarındaki çocuklar, hamileler ve migren geçmişi olan kişiler diğerlerinden daha yatkındır.

Bebekler hareket hastalığından neredeyse hiç etkilenmezler. Londra’daki Westminster Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Profesörü John Golding, bunun muhtemelen beynin henüz göz ve kulak arasındaki ilişkiye uyum sağlamamış olmasından kaynaklandığını söylüyor.

Hareket hastalığında genetik de rol oynar. Prof. Golding hastalıktan muzdarip olanların yüzde 65’ine aileden geçtiğini belirtiyor.

Belirtiler nasıl önlenebilir?

Önlem almak her zaman tedaviden daha iyidir.

Hareket hastalığını önlemeye yardımcı olabilecek bazı ipuçlarıysa şöyle:

Seyahatten önce:

  • Ağır yemeklerden veya baharatlı yiyeceklerden kaçının.
  • Kafein ve alkol tüketimini sınırlayın
  • Bol bol uyuyun

Seyahat sırasında:

  • Yerinizi dikkatlice seçin: Arabadaysanız ön koltuğa, tekndeyseniz ortaya oturun, trendeyseniz öne bakan, pencere tarafından bir koltuk seçin.
  • Ufka bakın
  • Ani baş hareketlerinden kaçının
  • Mümkünse pencere açın
  • Kitap okumayın, film izlemeyin veya elektronik cihaz kullanmayın
  • Müzik dinlemek gibi bir aktiviteyle dikkatinizi dağıtın
  • Gözlerinizi kapatın
  • Bol su için

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://www.bbc.com/turkce/articles/c1w7ydg470po

Kaliteli uykunun sırrı ne?

Yatakta uyuyan bir kadın

Uykunun insanın yaşam kalitesini olumlu etkilediğini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma var.

Öyle ki bilim insanları artık uykunun faydalarının ne olduğu sorusunu bir kenara bıraktı. Bunun yerine uykunun fayda sağlamadığı herhangi bir alan olup olmadığını araştırmaya başladılar.

Uyku alanında önde gelen uzmanlardan biri de ABD’de University of California Berkeley’de sinir bilimi ve psikoloji bölümü öğretim üyesi olan Profesör Matthew Walker.

Walker, milyonlarca insanın verilerini inceleyerek yazdığı kitabında “Uyku, dünya üzerinde var olan en demokratik ve en ucuz sağlık sistemi” diyor.

Uykunun faydaları neler?

Bilimsel çalışmalar, uykusuzluğun beynimiz ve vücudumuz üzerinde çok ciddi etkileri olduğunu gösteriyor.

Alzheimer, kanser, kalp krizi, obezite, şeker, depresyon ve hatta intiharın uykusuzlukla bir şekilde bağlantısı var.

Çünkü insan vücudundaki belli başlı fizyolojik sistemler ve beyinle ilgili faaliyetler, uyurken yenileniyor.

Uykusuzluk durumunda ise ciddi sıkıntılar baş gösteriyor.

Ancak uykunun tüm faydasına rağmen uykuya dalmak her zaman çok da kolay olmuyor.

O halde kaliteli bir uyku için neler yapılabilir?

İşte Profesör Walker’ın iyi bir uyku için önerileri:

1. Her gün aynı saatte yatın, aynı saatte kalkın

İyi bir uyku düzenini oturtmanın ilk adımı çok basit: Her gün aynı saatte yatın ve aynı saatte kalkın.

Bunlar içinde de en önemlisi kalkma saatinizi alışkanlığa dönüştürmek.

Zira her gün aynı saatte kalkmak günün sonunda aynı saatlerde uykunuzun gelmesine yardımcı olur.

2. Odanızı karanlığa gömün

Vücudun biyoritminin düzenlenmesinde büyük önem taşıyan melatonin hormonunun salgılanması için karanlık bir ortamın sağlanması gerekir.

Yatmadan bir saat önce bulunduğunuz odayı loşlaştırın.

Melatonin salgılanmasını olumsuz etkileyen bir diğer etken de elektronik cihazların ekranından gelen mavi ışık.

Uyumadan en az bir saat önce elektronik cihaz kullanmayı bırakın.

3. Ortamı serin tutun

İyi bir uykunun yolu, uyuduğunuz ortamın serin olmasından geçiyor.

Zira, dinlendirici bir uyku için beynimiz ve bedenimizin sıcaklığının normalden 1 derece daha düşük olması gerekir.

Dolayısıyla yattığınız odanın ideal sıcaklığı 18 derece civarında olmalı.

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://www.bbc.com/turkce/articles/cy4lwnx4ggyo

Basit bir kan testi 30 yıl sonraki riski belirleyebilir…

ABD’de yapılan yeni bir araştırmaya göre, kadınlarda olası kalp hastalıkları kan testiyle erkenden belirlenebilir. (Sabah)

Londra’daki Avrupa Kardiyoloji Topluluğu toplantısında sunulan çalışmaya göre, erken yaşlarda kötü kolesterol değeri olan LDL-C’si yüksek olan kadınlarda 30 yıl sonra kalp hastalığına yakalanma olasılığı yüzde 36 daha fazla.

Uzmanlar, bu üç değeri yüksek olan yetişkinlerin erken yaşlarda spor yapmasının ve sigarayı bırakmasının da yaşam sürelerini uzatma konusunda önemli olduğunu kaydetti.

Boston Kadın Hastanesi’nden Dr. Paul Ridker, “Bu hem hastalar hem de kolesterol düşürücü ilaçlar üreten ilaç şirketleri için çok iyi” dedi.

Kaynak ve devamını incelemen için :Basit bir kan testi 30 yıl sonraki riski belirleyebilir – Sağlık Haberleri – Sayfa 4 (cnnturk.com)

Genetiği değiştirilmiş ilk domuz böbreğinin nakledildiği insan hayatını kaybetti..


Geçtiğimiz mart ayında Massachusetts General Hospital’da bir ilke imza atılarak genetiği değiştirilmiş ilk domuz böbreği insana nakledilmiş. Bu hasta kısa süre önce hayatını kaybetti.

Kronik böbrek hastalığının en yaygın nedenleri olan tip 2 diyabet ve yüksek tansiyonu bulunan 62 yaşındaki Richard Slayman’e geçtiğimiz mart ayında Massachusetts General Hospital‘da bir ilke imza atılarak genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilmişti. Operasyonun ilerleyen haftalarda hastanın durumunun iyi olduğu da açıklanmıştı. Ancak kısa bir süre önce Slayman’in hayatını kaybettiği duyuruldu.

Ölümün sebebi şimdilik belirsiz

Genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilen ilk kişi olan Richard Slayman, ameliyattan iki ay sonra hayatını kaybetti. Massachusetts General Hospital tarafından yapılan açıklamaya göre hastanın ölümüne genetiği değiştirilmiş domuz böbreğinin neden olup olmadığına dair bir bulgu tespit edilmedi. Açıklamada, “Mass General organ nakli ekibi Rick Slayman’ın ani vefatından derin üzüntü duymaktadır. Bunun yakın zamanda gerçekleştirilen naklin bir sonucu olduğuna dair elimizde hiçbir belirti yok” dendi. Bununla birlikte doktorlar, bu böbreğin en az iki yıl dayanacağını öngörmüştü. Daha fazla detay için aşağıdaki haberimizi okuyabilirsiniz:Kronik böbrek hastalığının en yaygın nedenleri olan tip 2 diyabet ve yüksek tansiyonu bulunan 62 yaşındaki Richard Slayman’e geçtiğimiz mart ayında Massachusetts General Hospital‘da bir ilke imza atılarak genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilmişti. Operasyonun ilerleyen haftalarda hastanın durumunun iyi olduğu da açıklanmıştı. Ancak kısa bir süre önce Slayman’in hayatını kaybettiği duyuruldu.

Ölümün sebebi şimdilik belirsiz

Genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilen ilk kişi olan Richard Slayman, ameliyattan iki ay sonra hayatını kaybetti. Massachusetts General Hospital tarafından yapılan açıklamaya göre hastanın ölümüne genetiği değiştirilmiş domuz böbreğinin neden olup olmadığına dair bir bulgu tespit edilmedi. Açıklamada, “Mass General organ nakli ekibi Rick Slayman’ın ani vefatından derin üzüntü duymaktadır. Bunun yakın zamanda gerçekleştirilen naklin bir sonucu olduğuna dair elimizde hiçbir belirti yok” dendi. Bununla birlikte doktorlar, bu böbreğin en az iki yıl dayanacağını öngörmüştü. Daha fazla detay için aşağıdaki haberimizi okuyabilirsiniz:

Slayman, daha önce yedi yıl boyunca diyalize girdikten sonra Aralık 2018’de kadavra bir insan donörden böbrek nakli almıştı. Bu böbrekle beş yıl yaşayan Slayman, geçtiğimiz yılın mayıs ayında tekrar diyalize başlamıştı. Ancak hastanın iki haftada bir hastaneye gitmesi gerekiyordu.

Hayvan hücre, doku ya da başka türlerin organlarının, nakil bağışı bekleyen insanlara nakledilmesi olarak bilinen “ksenotransplantasyon” tedavisi bir süredir deneniyor. Ancak bu denemelerde uzun süreli başarılara henüz ulaşılamadı.

Daha önceki haber için : Genetiği Değiştirilmiş Domuz Böbreği İlk Defa Bir İnsana Nakledildi (molgen63.org.tr)

Kaynak ve devamını incelemen için : Domuz böbreği nakledilen ilk insan hayatını kaybetti | DonanımHaber (donanimhaber.com)

Yapay zeka 30’dan fazla kanser ilacı geliştirdi: İşte detaylar >

Yapay zekanın kanser tedavisinde umut ışığı olabileceğini gösteren bir çalışmaya imza atıldı. Bilim insanları yeni bir yapay zeka algoritmasıyla 32 potansiyel çok hedefli kanser ilacı sentezledi.

Bilim insanları, kanserle mücadelede önemli bir adım attı. Araştırmacılar ilaç geliştirmenin ilk aşamalarındaki en karmaşık kimyasal süreçleri modelleyebilen bir yapay zeka algoritması geliştirdi. Söz konusu süreç normalde binlerce ayrı deney içeriyor, ancak artık araştırmacıların elinde bu çalışmaları optimize edecek yeni bir araç var.

Yeni teknoloji, bilim insanlarının ilaç bulmak, geliştirmek ve iyileştirmek için yapay zekayı kullanmaya yönelik aktif araştırma çalışmalarının bir parçası olarak tanımlanıyor. POLYGON adı verilen bu yapay zeka algoritması, San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirildi.

POLYGON platformunun en benzersiz özelliği birden fazla hedefe sahip molekülleri tanımlayabilmesi. Mevcut yöntemler tek hedef üzerine odaklanırken, doktorlar ve bilim insanları çok hedefli ilaçlara daha büyük ilgi duyuyor. Çünkü bunlar kanser tedavisinde birkaç farklı ilacın birlikte kullanıldığı kombine tedaviyle aynı faydaları sağlama potansiyeline sahip ve daha az yan etki gösteriyor.

32 potansiyel çok hedefli kanser ilacı sentezlendi

Çalışmanın yazarı Trey Ideker konuyu şöyle açıklıyor: “Yeni bir ilaç bulmak ve geliştirmek için uzun yıllar ve milyonlarca dolar gerekir, özellikle de birden fazla hedefi olan bir ilaçtan bahsediyorsak. Elimizdeki nadir birkaç çok hedefli ilaç büyük ölçüde şans eseri keşfedildi, ancak bu yeni teknoloji tesadüfleri denklemden çıkarmaya ve yeni nesil hassas tıbbı başlatmaya yardımcı olabilir.”

POLYGON, milyonlarca biyoaktif molekülün kimyasal özellikleri ve hedef proteinlerle etkileşimleri hakkında bilgi içeren bir veri kümesi üzerinde eğitildi. Bu sayede yeni aday ilaçlar için orijinal kimyasal formüller üretebiliyor. Bunu yapmak için, bilim insanlarının yapay zekaya gelecekteki ilacın hedef proteinlerle nasıl etkileşime girmesi gerektiğini söylemeleri yeterli.

Sonuç olarak, MEK1 ve mTOR hücresel sinyal proteinleriyle mükemmel etkileşim gösteren 32 aday kanser ilacı oluşturuldu. Bu da tek başına her birini baskılamak yeterli olmasa bile ikisini birlikte baskılamanın kanser hücrelerini öldürmek için yeterli olduğu anlamına geliyor. Şu anda bilim insanları aday ilaçların özelliklerini test etmeye devam ediyor ve yenilerini arıyor.

Görünüşe bakılırsa artık hayatımızın her alanına dahil olmaya başlayan yapay zeka özellikle tıp dünyasında çığır açabilecek ilerlemelere ön ayak olacak. Kaliforniya Üniversitesi tarafından kaydedilen bu ilerleme, ilaç geliştirme sürecini hızlandırarak kanser ve diğer amansız hastalıklarla savaşta daha etkili tedaviler geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Kaynak ve devamını incelemen için : Yapay zeka 30’dan fazla kanser ilacı geliştirdi: İşte detaylar | DonanımHaber (donanimhaber.com)

Bağırsaklara zarar vermeyen akıllı antibiyotik geliştirildi.

Bilim insanları bağırsak mikrobiyomunu bozmadan sadece patojenik gram-negatif bakterileri öldüren bir antibiyotik geliştirdi. Lolamicin adlı bileşik 130’dan fazla bakteri türüne karşı etki gösteriyor.

İsviçre’deki Basel Üniversitesi’nden araştırmacılar, dirençli bakteriler de dahil olmak üzere sadece patojenik bakterileri hedef alabilen bir antibiyotik geliştirdi. Bağırsak mikrobiyotasına zarar vermeyen bu antibiyotik, tüm bakteriyi yok etmek yerine yalnızca belirli bir protein grubuna etki ediyor.

Bilim insanları yeni ilacı sepsis vakasında kullandı. Tedavi edilen farelerde %100 hayatta kalma oranı sağlandığı belirtiliyor. Lolamicin olarak adlandırılan bu antibiyotiğin benzersiz özelliği, yalnızca Gram-negatif bakterileri öldürmesi. Bildiğiniz üzere bu zararlı bakteriler salmonella, kolera ve sepsis gibi birçok ciddi hastalığa neden oluyor.

Günümüzde kullanılan mevcut tedavi seçenekleri, Gram-negatif bakterilere karşı etkili olsa da bu ilaçlar aynı zamanda yararlı bakteri popülasyonlarını da yok etmekte. Bu da Clostridioides difficile gibi potansiyel olarak ölümcül patojenlerin bağırsakta kolonize olmasına neden olabiliyor. Akıllı antibiyotiğin ayırt edici yanı bağırsak florasını koruma yeteneği.

Lol protein grubunu hedefliyor

Bilim insanları, bakterilerin savunma mekanizmalarını aşmak için sadece Gram-negatif bakterilerde bulunan Lol protein grubunu yok edebilecek bileşikler aramaya başladı. Bunun sonucunda geliştirilen Lolamicin, çoklu ilaç direncine sahip 130’dan fazla bakteri türüne karşı antimikrobiyal etki gösterdi.

Klinik öncesi çalışmaların büyük bir aşaması halen devam ederken, ilacın insanlarda da aynı derecede etkili olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Son on yılda, Gram-negatif bakterilere karşı on ila yirmi antibiyotik geliştirildi. Ancak bunların hiçbiri klinik uygulamada kullanılmak üzere ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay alamadı.

Kaynak ve devamını incelemen için : Bağırsaklara zarar vermeyen akıllı antibiyotik geliştirildi | DonanımHaber (donanimhaber.com)

Yapay zeka, prostat kanserini tespit etmede doktorlardan daha başarılı..

Yapılan yeni bir araştırmaya göre yapay zeka, MR taramalarında prostat kanserini tespit etmede doktorlardan daha isabetli sonuçlar veriyor.                      

Dünyanın en prestijli tıbbi dergilerinden biri olan Lancet‘ta yayınlanan bir çalışmaya göre yapay zeka, MR taramalarında prostat kanserini radyologlardan daha doğru tespit ediyor.

Gereksiz biyopsi sayısı azalacak

Yüksek prostat kanseri riski taşıyan erkeklerin artık MR taramasından geçmeleri önerildiğinden, radyologların iş yükü artmış durumda. Zira birçok ülkede deneyimli doktor sıkıntısı yaşanıyor ve yapay zeka bu sorunu çözebilir.

Yapay zeka, prostat kanserini tespit etmede doktorlardan daha iyi
Yeni çalışmada, araştırmacılar yapay zeka ve 20 ülkeden 62 doktorun doğruluğunu karşılaştırdı. Ortalama olarak, MR çekilen hastalar beş yıl boyunca takip edildi. Yapay zeka neredeyse yüzde 7 daha fazla kanser vakası tespit etti. Ayrıca yanlış pozitif sonuç verme olasılığı da yüzde 50 daha azdı. Öte yandan bu gelişme birçok erkeğin gereksiz prostat biyopsisinden kaçınmasını da sağlayacak.

Kaynak ve devamını okuman için : Yapay zeka, prostat kanserini tespit etmede doktorlardan daha iyi | DonanımHaber (donanimhaber.com)

Şok dalgalarıyla kalp hücrelerini aktive edip yeni damarlar oluşturmak artık mümkün..


Yakın zamanlı bir araştırma ile açık kalp ameliyatı sırasında insanlara şok dalgası verilmesinin kalp hücrelerini yenileyip yeni damarlar oluşturduğunu ortaya çıkardı. İşte detaylar:

Kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu bypass ameliyatının yapılması gerekebilir. Yeni bir araştırma ise hafif şok dalgalarının baypas ameliyatından sonra hastaların kalp dokusunu yenileyebileceğini ortaya çıkardı.

Uzay saç kurutma makinesi ismi verilen bu şok cihazı, kalp dokusunu yeniliyor

Araştırmacılar, çığır açan bu çalışmada, kalp hücrelerini yeniden aktive etmek ve hastaların ameliyat sonrası yaşamlarını iyileştirmek için şok dalgalarından yararlandı. Şok dalgaları, belirli bir etki elde etmek için ayarlanmış özel ses basıncı dalgalarıdır. Tıpta böbrek taşlarını parçalamaktan hasarlı tendonların iyileşmesine yardımcı olmaya kadar birçok tedavi yönteminde kullanılmakta. 

Avusturya’nın Innsbruck Tıp Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada araştırmacılar, el tipi bir cihazdan gelen şok dalgalarını, hücresel yüzeylerden vezikül adı verilen yapıları patlatacak şekilde ayarlayabildiler. Açık kalp bypass ameliyatı sırasında uygulandığında işlem sonrası TLR-3 adı verilen bir bağışıklık sistemi reseptörünün aktive oldu. 

Şok dalgalarıyla kalp hücreleri yenilenip yeni damarlar oluşuyor
Çalışma sırasında etkilerin, bir yandan bağ dokusu hücrelerinin damar duvarı hücrelerine dönüşmesine, diğer yandan da yeni kan damarlarının oluşmasına yol açtığı gözlemlendi. Bu, kronik olarak yetersiz beslenen kalp kasına yeni kan damarlarının filizlendiği anlamına gelmekte. Başka bir deyişle, teknik yalnızca yeni kan damarlarının oluşmasına yardımcı olmakla kalmadı, aynı zamanda kalp krizi sırasında uykuda kalan kalp kası hücrelerini de yeniden etkinleştirerek kalbin belirli bölgelerini kandan yoksun bıraktı.

Araştırmayı yürütürken araştırmacılar 63 hastayı iki gruba ayırdı. Bunlardan ilki standart bypass operasyonu geçiren, diğeri ise şok dalgaları eklenerek aynı ameliyatı geçiren grup şeklindeydi. Şok dalgası tedavisinin yenileyici etkileri sayesinde, ameliyatları sırasında yaklaşık 10 dakikalık tedavi görenler, tedaviyi almayanlara göre çok daha güçlü bir şekilde iyileşti.

Araştırmacılar, kalp yetmezliği hastalarının üçte birinden fazlasının tedaviden fayda göreceğini söylüyor. Son olarak ekip, uzay saç kurutma makinesi olarak adlandırdığı şok dalgalarını yayan cihazı geliştirmek için Heart Rejenerasyon Teknolojileri adında bir yan şirket geliştirdiler ve cihazın 2025’te piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Kaynak ve devamını incelemen için : Şok dalgalarıyla kalp hücreleri yenilenip yeni damarlar oluşuyor | DonanımHaber (donanimhaber.com)