10 dakika içinde öldürüyor!!!

“Sarco” adındaki ötenazi makinesi, kişilerin doktor yardımı olmadan kendi istekleriyle ölebilmesi için tasarlandı. Sarco’nun kullanımı yakın zamanda İsviçre’de yasallaştı.
İsviçre, doktor yardımlı intiharın yasal olduğu birkaç ülkeden biri. 2020 yılında İsviçre’de 1330 civarında insan bu şekilde intihar etmeyi tercih etmişti.

Kaynak: Sıradışı Bilim

Yapay Zeka Hayatınızdaki Olayları Önceden Tahmin Edebilir

Yazılı dili modellemek için geliştirilen yapay zeka, insanların hayatlarındaki olayları tahmin etmede kullanılabilir. Danimarka Teknik Üniversitesi (DTU), Kopenhag Üniversitesi, Danimarka Bilgi Teknolojileri Üniversitesi ve Northeastern Üniversitesinde çalışan bilim insanlarının yürüttüğü bir araştırma projesi, insanların hayatlarıyla ilgili büyük miktarlarda veri kullanmanız ve ChatGPT gibi dili işlemede kullanılan ‘dönüştürücü modeller’i eğitmeniz durumunda, yapay zekanın bu verileri sistematik şekilde düzenleyebileceği ve bir insanın hayatında neler olacağını; hatta ölüm tarihini bile tahmin edebileceğini gösteriyor.

Nature Computational Science bilim bülteninde yayımlanan ve ‘İnsanların Hayatlarını Tahmin Etmek için Yaşamdaki Olay Dizilerinin Kullanılması’ başlığını taşıyan yeni bir bilimsel makalede araştırmacılar, life2vec adlı bir modelde bütün Danimarkalıların sağlık verilerini ve iş piyasasıyla olan bağlantılarını analiz etmiş. Modelin başlangıç aşamasında eğitildikten ve verideki örüntüleri öğrendikten sonra, diğer gelişmiş sinirsel ağlardan daha iyi performans sergilediği ve kişilik ile ölüm tarihi gibi sonuçları yüksek isabetle tahmin ettiği gösterilmiş.

DTU’da çalışan ve makalenin birinci yazarı olan Profesör Sune Lehmann şöyle aktarıyor: “Modeli kullanarak temel bir soruyu ele aldık: ‘Geçmişinizdeki durumlar ve olaylara dayalı olarak, geleceğinizdeki olayları ne dereceye kadar tahmin edebiliriz?’ sorusunu. Bilimsel olarak bizi heyecanlandıran şey yapılan tahminin kendisi olmaktan ziyade, modelin böylesine kesin cevaplar sunmasını sağlayan veri özellikleriydi.”

Ölüm tarihine dair tahminler

Life2vec’in yaptığı tahminler, ‘Dört yıl içerisinde ölüm?’ gibi genel sorulara yönelik yanıtlardan oluşuyor. Araştırmacılar modelin yanıtlarını analiz ettiklerinde, karşılaştıkları sonuçlar beşeri bilimlerdeki mevcut bulgularla tutarlı olmuş. Örneğin her şeyin eşit olduğu bir durumda, liderlik konumundaki bireylerin veya yüksek gelirli bireylerin hayatta kalması daha muhtemelken kişinin erkek olması, kalifiye olması veya zihinsel bir teşhisinin bulunması daha yüksek bir ölüm tehlikesiyle ilişkilendirilmiş. Life2vec, farklı verileri düzenleyen matematiksel bir yapı olan büyük bir vektör sistemindeki verileri kodluyor. Model doğum tarihi, eğitim ve öğretim, maaş, konut ve sağlık gibi alanlarda nereye veri yerleştirileceğine karar veriyor.

“Bir dildeki bir cümle nasıl bir dizi kelimeden oluşuyorsa, insan hayıtını da bu şekilde uzun bir olaylar dizisi şeklinde düşünmek heyecan verici” diyor Sune Lehmann. “Bu genelde yapay zekadaki dönüştürücü modellerin kullanıldığı türden bir iş. Fakat biz deneylerimizde bunları, yaşam dizileri şeklinde adlandırdığımız şeyleri; ör. insan hayatında gerçekleşen olayları analiz etmek için kullandık.”

Etik soruların ortaya çıkışı

Makalenin ardındaki araştırmacılar life2vec’in etrafında, hassas veriler ve özel hayatın gizliliğinin korunması ve verilerdeki önyargıların rolü gibi etik soruların bulunduğunu belirtiyor. Örneğin bir kişinin hastalık kapmaya veya diğer önlenebilir yaşam olaylarına dönük taşıdığı tehlikeyi değerlendirmede modelin kullanılabilmesinden önce bu problemlerin daha derin şekilde anlaşılması gerekiyor.

“Model, tartışmaya ve politik olarak ele alınmaya yönelik önemli olumlu ve olumsuz yönleri ortaya çıkarıyor. Yaşam olaylarını ve insan davranışlarını tahmin etmeye dönük benzer teknolojiler, günümüzde halihazırda teknoloji şirketleri içerisinde kullanılıyor. Örneğin sosyal ağlardaki davranışlarımızı takip ediyor, son derece isabetli profilimizi çıkarıyor ve bu profilleri davranışlarımızı tahmin edip bizi etkilemek için kullanıyorlar. Bu tartışmanın, demokratik söyleşilerin parçası olması gerekiyor ki teknolojinin bizi nereye götürdüğünü ve bunun istediğimiz gelişme olup olmadığını düşünelim” diyor Sune Lehmann.

Araştırmacılara göre sıradaki adım, sosyal bağlantılarımızla ilgili metin, görüntü veya bilgiler gibi diğer bilgi tiplerini dahil etmek olacak. Bu veri kullanımı, sosyal bilimler ve sağlık bilimleri arasında yepyeni bir kesişimi ortaya çıkarıyor.

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://popsci.com.tr/yapay-zeka-hayatinizdaki-olaylari-onceden-tahmin-edebilir/

Beyninizi güçlendirmenin sekiz yolu

Birinin ismi dilinizin ucuna geliyor ama hatırlayamıyorsunuz…

Mutfaktasınız ama neden orada olduğunuz hakkında hiçbir fikriniz yok…

Siz de böyle anları eskisinden daha mı sık yaşıyorsunuz?

Yıllar geçtikçe hafızanın zayıfladığını biliyoruz.

Ama çeşitli egzersizlerle bunu yavaşlatmak mümkün.

İşte beyninizi güçlendirmek için öneriler:

1. Egzersiz beyni büyütür

Egzersiz yapmak sinir kavşaklarının sayısını artırır, böylece beyinde daha fazla irtibat noktası kurulmasını sağlar ve yeni hücreler oluşmasına katkıda bulunur.

Ayrıca kalp-damar sağlığının iyi olması beyninize daha fazla oksijen gitmesi ve zararlı toksinlerin daha hızlı atılması anlamına gelir.

Bu arada egzersizi açık havada yapmak daha faydalı çünkü böylelikle D vitamini de almış olursunuz.

Tavsiye: Yeni bir yeri görerek ya da bir başkasıyla fikir alış verişinde bulunarak egzersiz yapmak beyninizde oluşan yeni hücrelerin sağlam devreler kurması olasılığınıartırır.

Diyelim bahçe işleri yapmayı seviyorsunuz. Bunu mümkünse komşularınızla, ailenizden biri ya da arkadaşlarınızla yapmayı deneyin.

Yürüyüşe yalnız çıkmak yerine mümkünse grup olarak ya da ikili yürüyün.

En önemlisi egzersizi zevk alacağınız şekilde yapmaya dikkat edin.

2. Hareket halindeyken ezberleme tekniği

Bu, araştırmalarla kanıtlanmış ve aktörlerin uzun yıllardır kullandığı bir teknik.

Bir metni hareket halindeyken ezberlemeye çalışırsanız, bilgi zihninizde çok daha kalıcı olabiliyor.

Tavsiye: Diyelim bir sunum yapmanız, bir sınava hazırlanmanız ya da yapacağınız işi zihninizde iyice yerine oturtmanız gerekiyor.

Bunu, yürürken ya da dans ederken düşünmeyi deneyin.

Ormanda yürüyen bir kadın

3. Yağ tüketmek önemli

Yediklerimizin ortalama beşte birini şeker oluşturuyor.

Gıdalardan gelen enerji doğrudan beyne gittiği için glikoz beynin işleyişinde önemli bir rol oynuyor.

Ayrıca sevdiğiniz şeyleri yediğinizde beynin ödül bölgesi zevk almanızı sağlayan dopamin adlı bir kimyasal madde salgılıyor.

Tabii bir yandan beynin ödül bölgelerini memnun edecek şeyleri yerken bir yandan da bağırsaklarınızı sağlıklı tutacak gıdalar almalısınız.

İnsanın bağırsaklarında beyinle bağlantılı ortalama yüz trilyonu aşkın mikrop bulunuyor. Bunların dengesi beynin sağlığı için hayati önem taşıyor.

Bağırsaklara bu yüzden sık sık “ikinci beyin” denir. Çeşitli ve sağlıklı yiyeceklerle beslendiğinizde bu mikroplar dengelenir ve beyniniz de sağlıklı olur.

Tavsiye: Beyin hücrelerinin yapı maddesi yağdır. O yüzden yediklerinizin bir miktar yağ da içermesi beslenme için çok önemli.

Fındık, fıstık, çekirdekler, avokado ve balıktaki yağ sağlıklı yağlardır.

Ayrıca biberiye ve zerdeçalın da beyin sağlığı için faydalı olduğu biliniyor.

Yemekten zevk almak, sosyal ortamlarda yemek zevkini paylaşmak da yediğiniz şeylerin beyne faydasını artırır.

4. Şalteri indirin

Biraz stres, insanın acil durumlara tepki gösterme refleksini koruması açısından gerekli.

Stres ayrıca kortizol adlı hormonun salgılanmasını tetikler. Fazla olmamak kaydıyla kortizol bize enerji verir, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur.

Fakat uzun süren endişe ve yüksek düzeyde stres, beyinde tam tersine zehir etkisi yapar.

Bu nedenle zaman zaman, deyim yerindeyse şalteri indirip beynin bu kısmını dinlendirmek çok önemli.

Bunu yaptığınızda aslında beynin farklı bir bölgesini çalıştırmış oluyorsunuz.

Beynimizde “kendi halinde çalışma ağları” diyebileceğimiz bir ağ var.

Bu fonksiyon sayesinde gündüz vakti hayallere dalabiliyoruz.

Dış dünyayla zihinsel ilişkimizi kestiğimizde beynin bu fonksiyonunun işleri devralıp yürütmesini sağlamış oluyoruz bu da hafızayı güçlendiriyor.

Öyleyse bir daha işyerinde hayallere dalmış olarak yakalanırsanız, beyninizin çok hayati bazı bölgelerini çalıştırdığınızı söyleyerek kendinizi savunabilirsiniz!

Tavsiye: Eğer gevşemek ve şalteri indirmekte zorlanıyorsanız, meditasyon veya farkındalık temelli teknikler deneyerek stres düzeyinizi azaltmayı deneyebilirsiniz.

Havuz kenarında müzik dinleyen bir kadın

5. Yeni şeyler deneyin

Beyninizi yeni şeyler yapmaya ya da öğrenmeye yönelterek geliştirebilirsiniz.

Bir sanat dalında kursa yazılmak ya da yeni bir dil öğrenmek beyninizin esnekliğini artıracaktır.

Tavsiye: Arkadaşlarınız ya da ailenizle yarışacağınız bir oyun bulun.

Bu hem beyninize fayda sağlayacak hem de başkalarıyla yarışmak beynin gelişimine katkı sağlayacak.

6. Müzik beynin gıdasıdır

Müziğin beyne çok özel bir etkisi olduğuna işaret eden bulgular var.

Müzik dinleyen ya da müzik yapan birinin beynine baktığınızda beynin neredeyse tamamının aktif olduğunu görüyorsunuz.

Müzik genel olarak kavrayışı artırıcı etki yapabiliyor.

Ayrıca müzik, demans gibi beyin hastalıklarında genellikle en son kaybedilen bilgi oluyor.

Tavsiye: Bir koroya katılın ya da hemen en sevdiğiniz grubun konserine bir bilet alın.

7. Yatmadan önce kritik anlar

Gündüz saatlerinde yeni bir şey öğrendiğinizde beyninizdeki sinir hücreleri arasında bağlantı kuruluyor.

Uyuduğunuz zaman bu bağlantı kuvvetleniyor ve öğrendiğiniz şey hafızanın bir parçası haline geliyor.

Bu nedenle uyku hafızanın devamı bakımından gerçekten çok önemli.

Örneğin bir kişiye sabahtan, bir kişiye de uyumadan hemen önce ezberlemesi için birer liste verin.

Ertesi gün sorduğunuzda, uyumadan hemen önce ezber yapan kişi bilgileri çok daha iyi hatırlayacaktır.

Tavsiye: İmtihana hazırlanıyorsanız, muhtemel soruların cevaplarını uyumadan önce son bir kez daha çalışın, üzerine uyuyun.

Eğer bir travma geçirdiyseniz ya da kötü bir anınız varsa bunu uyumadan hemen önce düşünmemeye çalışın. Düşünürseniz bu kötü olayın anısı ve onun yol açtığı olumsuz duygular, hafızanıza daha derin bir şekilde iz bırakacaktır.

Aynı sebeple geceleri korku filmi seyretmekten de kaçının!

Onun yerine o gün öğrendiğiniz ya da yaşadığınız olumlu şeyleri düşünerek uyumaya çalışın.

Yatakta gözlerini ovuşturan bir adam

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://www.bbc.com/turkce/articles/cy0r9lpxlz4o