Bağlantıyı Bulmak: Bir Petri Kabındaki İki Nöronun Birbirini Algılamasını ve Bağlanmasını İzleyin

Bu videoda, Dr. Lila Landowski bir kapta bağlanan iki nöronun görüntülerini paylaşıyor. Lila’nın görüntüler hakkında söyledikleri şöyle:

Mikroskop altında gördüğüm iki nöronun birbirini algılayıp bağlanmasını izliyorsunuz.

Beyinde 86 milyar nöron var – vücudumuz gelişirken diğer nöronlara veya vücut parçalarına nasıl bağlanacaklarını nasıl biliyorlar?

Bu videoda görebileceğiniz bu perdeli el benzeri yapıları kullanıyorlar. Parmak benzeri çıkıntılar, etrafındaki ortamı aktif olarak algılıyor.

Rahimde gelişirken, her büyüyen nöronun ucunda, hücreler arasında aktif olarak yollarını arayan ve bağlanmak için doğru noktayı bulmaya çalışan bu “büyüme konilerini” bulacaksınız. Bağlantılarını kurduklarında, emilirler ve kaybolurlar.

Biliyorum – heyecan verici kısma geldiğimizde videonun bitmesi yürek parçalayıcı, ancak sağ alttaki siyah dalgalı çizgiyi görüyor musunuz? Bir Petri kabında birbirine bağlandıktan sonra böyle görünüyorlar.

İnsanlar bu videoyu gördüklerinde genellikle şunu soruyorlar: Yeni şeyler öğrendiğimizde böyle mi oluyor? Ne yazık ki hayır. Büyüme konileri, öğrenme ve hafızada oluşan nöronlar arasındaki bağlantılardan (sinapslar) sorumlu değildir. Bu bağlantılar çok daha küçüktür ve nöronun dendrit adı verilen kısmının uzunluğu boyunca binlerce küçük çıkıntı şeklinde görünür.

Bu, tam da atmak üzere olduğum bir kültür kabındaki nöronun videosu. Mikroskop altında baktım ve ilginç bir şeyin gerçekleşmek üzere olduğunu gördüm, bu yüzden bir kayıt ayarladım. Bu video hızlandırılmış – 20 dakikalık bir zaman diliminde gerçekleşen büyüme.

Kaynak: Dr. Lila Landowski

Ana Kaynağa gidip daha detaylı bilgi edinmek için tıklayın: Ana Kaynak

En Sevdiğiniz Film Türleri, Beyninizle İlgili Ne Söylüyor?

Fotoğraf: Denise Jans/Unsplash

Aksiyon filmleri, suç filmleri, komediler ya da belgeseller… Bir insanın en sevdiği film türü, o insanın beyninin nasıl çalıştığıyla ilgili çok şeyi açığa çıkarıyor. Halle-Wittenberg – Martin Luther Üniversitesinin (MLU) öncülük ettiği ve yaklaşık 260 kişinin beyin faaliyet kayıtlarıyla film tercih verilerinin karşılaştırıldığı yeni çalışmanın bulguları bu şekilde. Aksiyon ve komedi filmleri sevenler olumsuz duygusal uyaranlara karşı çok güçlü tepki verirken, belgesel ya da suç ve gerilim filmlerini tercih edenlerin tepkisi önemli ölçüde daha zayıf. Sonuçlar Frontiers in Behavioral Neuroscience bülteninde yayımlandı.

Filmler, psikologlar için ilginç bir olgu. MLU’da çalışan Psikolog Esther Zwiky, “Filmler çok enteresan çünkü insanlardaki her duyguyu betimlemekle kalmıyor, aynı zamanda onları uyandırıyorlar” diyor. “Öfke veya korku gibi olumsuz duygular, pek çok filmde merkezi bir rol oynuyor.” Yakın zaman öncesine kadar film tercihleri ve olumsuz duyguların beyindeki işlenişi arasındaki bağlantıya dair görece fazla bir şey bilinmiyordu.

Araştırmacılar, 257 kişiden alınan verileri analiz ederek bu karşılıklı etkileşimi detaylı şekilde incelemiş. Daha büyük bir çalışma kapsamında ise katılımcılar film tercihleriyle ilgili bilgi de vermişler. Ek olarak katılımcıların beyin faaliyeti fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) yöntemiyle analiz edilmiş. Deneklere, bir MRI makinesi içinde yattıkları sırada korkulu veya öfkeli suratlar ve geometrik şekiller gösterilmiş. “Yaygın şekilde kabul gören bu testle, beynin duygusal uyaranı nasıl işlediğini ölçebiliyoruz” diyor Zwiky.

Araştırmacılar beynin iki bölgesine odaklanmış. Bunlardan ilki olan amigdala, hayati duyguları işlemekten sorumlu. “Amigdala, tehditlere yanıt olarak bir ‘savaş ya da kaç’ tepkisi tetikleyebiliyor” diyor Zwiky. Araştırma takımı ayrıca beynin ödül merkezi olarak bilinen nucleus accumbens’in nöronsal faaliyetini de incelemiş.

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://popsci.com.tr/en-sevdiginiz-film-turleri-beyninizle-ilgili-ne-soyluyor/

Beyninizi güçlendirmenin sekiz yolu

Birinin ismi dilinizin ucuna geliyor ama hatırlayamıyorsunuz…

Mutfaktasınız ama neden orada olduğunuz hakkında hiçbir fikriniz yok…

Siz de böyle anları eskisinden daha mı sık yaşıyorsunuz?

Yıllar geçtikçe hafızanın zayıfladığını biliyoruz.

Ama çeşitli egzersizlerle bunu yavaşlatmak mümkün.

İşte beyninizi güçlendirmek için öneriler:

1. Egzersiz beyni büyütür

Egzersiz yapmak sinir kavşaklarının sayısını artırır, böylece beyinde daha fazla irtibat noktası kurulmasını sağlar ve yeni hücreler oluşmasına katkıda bulunur.

Ayrıca kalp-damar sağlığının iyi olması beyninize daha fazla oksijen gitmesi ve zararlı toksinlerin daha hızlı atılması anlamına gelir.

Bu arada egzersizi açık havada yapmak daha faydalı çünkü böylelikle D vitamini de almış olursunuz.

Tavsiye: Yeni bir yeri görerek ya da bir başkasıyla fikir alış verişinde bulunarak egzersiz yapmak beyninizde oluşan yeni hücrelerin sağlam devreler kurması olasılığınıartırır.

Diyelim bahçe işleri yapmayı seviyorsunuz. Bunu mümkünse komşularınızla, ailenizden biri ya da arkadaşlarınızla yapmayı deneyin.

Yürüyüşe yalnız çıkmak yerine mümkünse grup olarak ya da ikili yürüyün.

En önemlisi egzersizi zevk alacağınız şekilde yapmaya dikkat edin.

2. Hareket halindeyken ezberleme tekniği

Bu, araştırmalarla kanıtlanmış ve aktörlerin uzun yıllardır kullandığı bir teknik.

Bir metni hareket halindeyken ezberlemeye çalışırsanız, bilgi zihninizde çok daha kalıcı olabiliyor.

Tavsiye: Diyelim bir sunum yapmanız, bir sınava hazırlanmanız ya da yapacağınız işi zihninizde iyice yerine oturtmanız gerekiyor.

Bunu, yürürken ya da dans ederken düşünmeyi deneyin.

Ormanda yürüyen bir kadın

3. Yağ tüketmek önemli

Yediklerimizin ortalama beşte birini şeker oluşturuyor.

Gıdalardan gelen enerji doğrudan beyne gittiği için glikoz beynin işleyişinde önemli bir rol oynuyor.

Ayrıca sevdiğiniz şeyleri yediğinizde beynin ödül bölgesi zevk almanızı sağlayan dopamin adlı bir kimyasal madde salgılıyor.

Tabii bir yandan beynin ödül bölgelerini memnun edecek şeyleri yerken bir yandan da bağırsaklarınızı sağlıklı tutacak gıdalar almalısınız.

İnsanın bağırsaklarında beyinle bağlantılı ortalama yüz trilyonu aşkın mikrop bulunuyor. Bunların dengesi beynin sağlığı için hayati önem taşıyor.

Bağırsaklara bu yüzden sık sık “ikinci beyin” denir. Çeşitli ve sağlıklı yiyeceklerle beslendiğinizde bu mikroplar dengelenir ve beyniniz de sağlıklı olur.

Tavsiye: Beyin hücrelerinin yapı maddesi yağdır. O yüzden yediklerinizin bir miktar yağ da içermesi beslenme için çok önemli.

Fındık, fıstık, çekirdekler, avokado ve balıktaki yağ sağlıklı yağlardır.

Ayrıca biberiye ve zerdeçalın da beyin sağlığı için faydalı olduğu biliniyor.

Yemekten zevk almak, sosyal ortamlarda yemek zevkini paylaşmak da yediğiniz şeylerin beyne faydasını artırır.

4. Şalteri indirin

Biraz stres, insanın acil durumlara tepki gösterme refleksini koruması açısından gerekli.

Stres ayrıca kortizol adlı hormonun salgılanmasını tetikler. Fazla olmamak kaydıyla kortizol bize enerji verir, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur.

Fakat uzun süren endişe ve yüksek düzeyde stres, beyinde tam tersine zehir etkisi yapar.

Bu nedenle zaman zaman, deyim yerindeyse şalteri indirip beynin bu kısmını dinlendirmek çok önemli.

Bunu yaptığınızda aslında beynin farklı bir bölgesini çalıştırmış oluyorsunuz.

Beynimizde “kendi halinde çalışma ağları” diyebileceğimiz bir ağ var.

Bu fonksiyon sayesinde gündüz vakti hayallere dalabiliyoruz.

Dış dünyayla zihinsel ilişkimizi kestiğimizde beynin bu fonksiyonunun işleri devralıp yürütmesini sağlamış oluyoruz bu da hafızayı güçlendiriyor.

Öyleyse bir daha işyerinde hayallere dalmış olarak yakalanırsanız, beyninizin çok hayati bazı bölgelerini çalıştırdığınızı söyleyerek kendinizi savunabilirsiniz!

Tavsiye: Eğer gevşemek ve şalteri indirmekte zorlanıyorsanız, meditasyon veya farkındalık temelli teknikler deneyerek stres düzeyinizi azaltmayı deneyebilirsiniz.

Havuz kenarında müzik dinleyen bir kadın

5. Yeni şeyler deneyin

Beyninizi yeni şeyler yapmaya ya da öğrenmeye yönelterek geliştirebilirsiniz.

Bir sanat dalında kursa yazılmak ya da yeni bir dil öğrenmek beyninizin esnekliğini artıracaktır.

Tavsiye: Arkadaşlarınız ya da ailenizle yarışacağınız bir oyun bulun.

Bu hem beyninize fayda sağlayacak hem de başkalarıyla yarışmak beynin gelişimine katkı sağlayacak.

6. Müzik beynin gıdasıdır

Müziğin beyne çok özel bir etkisi olduğuna işaret eden bulgular var.

Müzik dinleyen ya da müzik yapan birinin beynine baktığınızda beynin neredeyse tamamının aktif olduğunu görüyorsunuz.

Müzik genel olarak kavrayışı artırıcı etki yapabiliyor.

Ayrıca müzik, demans gibi beyin hastalıklarında genellikle en son kaybedilen bilgi oluyor.

Tavsiye: Bir koroya katılın ya da hemen en sevdiğiniz grubun konserine bir bilet alın.

7. Yatmadan önce kritik anlar

Gündüz saatlerinde yeni bir şey öğrendiğinizde beyninizdeki sinir hücreleri arasında bağlantı kuruluyor.

Uyuduğunuz zaman bu bağlantı kuvvetleniyor ve öğrendiğiniz şey hafızanın bir parçası haline geliyor.

Bu nedenle uyku hafızanın devamı bakımından gerçekten çok önemli.

Örneğin bir kişiye sabahtan, bir kişiye de uyumadan hemen önce ezberlemesi için birer liste verin.

Ertesi gün sorduğunuzda, uyumadan hemen önce ezber yapan kişi bilgileri çok daha iyi hatırlayacaktır.

Tavsiye: İmtihana hazırlanıyorsanız, muhtemel soruların cevaplarını uyumadan önce son bir kez daha çalışın, üzerine uyuyun.

Eğer bir travma geçirdiyseniz ya da kötü bir anınız varsa bunu uyumadan hemen önce düşünmemeye çalışın. Düşünürseniz bu kötü olayın anısı ve onun yol açtığı olumsuz duygular, hafızanıza daha derin bir şekilde iz bırakacaktır.

Aynı sebeple geceleri korku filmi seyretmekten de kaçının!

Onun yerine o gün öğrendiğiniz ya da yaşadığınız olumlu şeyleri düşünerek uyumaya çalışın.

Yatakta gözlerini ovuşturan bir adam

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://www.bbc.com/turkce/articles/cy0r9lpxlz4o