Antimikrobiyal direnç (AMD), bakteri, parazit, virüs ve mantarların neden olduğu giderek artan sayıda enfeksiyonun etkili bir şekilde önlenmesini ve tedavisini tehdit etmektedir.
AMR, bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler zamanla değiştiğinde ve artık ilaçlara yanıt vermediğinde, enfeksiyonların tedavisini zorlaştırdığında ve hastalığın yayılma, ciddi hastalık ve ölüm riskini artırdığında ortaya çıkar. Sonuç olarak, ilaçlar etkisiz hale gelir ve enfeksiyonlar vücutta kalır, başkalarına yayılma riskini artırır.
Antimikrobiyaller – antibiyotikler, antiviraller, antifungaller ve antiparaziterler dahil – insanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde enfeksiyonları önlemek ve tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Antimikrobiyal direnç geliştiren mikroorganizmalara bazen “süperböcekler” denir.
Dünya Hepatit Günü: Hepatitten nasıl korunabiliriz? için yorumlar kapalı
Sağlık makamları ve yardım kuruluşları daha çok sayıda insanın hepatit testi yaptırması çağrısında bulunuyor, çünkü milyonlarca kişi farkında olmadan hastalığı taşıyor.
28 Temmuz’daki Dünya Hepatit Günü için gönderdikleri başlıca mesaj bu.
Hepatit dünya genelinde bir milyondan fazla ölümden sorumlu ve bu sayı son yıllarda artıyor.
Hepatit ne ve neden bu kadar ölümcül?
Hepatit genelde bir viral enfeksiyonun yol açtığı karaciğerde enflamasyon. Karaciğer kanserine, yetmezliğine ve çok sayıda başka karaciğer hastalığına neden olabiliyor.
Virüsün A’dan E’ye kadar değişen beş farklı çeşiti var.
Hepatit B ve C en çok zarar vereni. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünya genelinde her yıl 1,3 milyon kişinin bu virüsün yol açtığı hastalıklar nedeniyle öldüğünü tahmin ediyor. Bu, her 30 saniyede bir Hepatit kaynaklı bir ölüm anlamına geliyor.
Hepatit ne kadar yaygın?
WHO, dünya genelinde 250 milyon kişinin kronik Hepatit B, 50 milyon kişinin de kronik Hepatit C hastası olduğunu tahmin ediyor. Kuruluş her yıl 2 milyondan fazla yeni vakanın eklendiğini söylüyor.
WHO’ya göre Hepatit B:
WHO Batı Pasifik bölgesinde (Çin, Japonya ve Avusturalya) 97 bin kişide
Afrika’da 65 milyon kişide
WHO Güneydoğu Asya bölgesinde 61 milyon kişide (Hindistan, Tayland ve Endonezya) görülüyor.
WHO, Hepatit B’nin dünya genelinde her yıl 20 milyon kişiye bulaştığını ve 2015’te 44 bin ölüme yol açtığını belirtiyor. En çok da Güney ve Doğu Asya’da yaygın.
Hepatite nasıl yakalanılıyor?
Hepatit A çoğunlukla dışkıyla kirlenmiş gıda tüketmekten veya su içmekten ve enfekte biriyle doğrudan temasla geçiyor.
Hijyen koşullarının kötü olduğu düşük ve orta gelirli ülkelerde daha sık görülüyor.
Belirtileri kısa sürede ortadan kayboluyor ve neredeyse herkes iyileşiyor. Ancak ölümcül düzeyde karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor.
Hepatit A salgını kirli su ve gıda olan yerlerde ortaya çıkıyor. Örneğin, 1998’de Çin’in Şangay kentinde 300 bin kişiye hastalık bulaşmıştı.
Çin, Şangay’da 1998’de görülen salgından sonra aşı programı başlattı.
Hepatit B çoğunlukla :
doğum sırasında anneden çocuğa
çocuklar arası temasla
Kirli iğneler ve şırıngalarla, dövme yaptırmakla, kulak deldirmekle, enfekte kanla temas ve vücut sıvılarıyla (örneğin cinsel ilişki sırasında) geçiyor.
Hepatit C ve D de iğne ve şırınga paylaşımı gibi yollarla enfekte kanla, ya da enfekte kanın nakledilmesiyle geçiyor.
Sadece Hepatit B olanlar Hepatit D’ye yakalanabiliyor ve bu, kronik Hepatit B olanların % 5’ini etkiliyor. Bu da özellikle yoğun bir enfeksiyona yol açıyor.
Hepatit E kirli su ve gıda tüketimiyle geçiyor. En çok Güney ve Doğu Asya’da görülüyor ve ayrıca özellikle hamile kadınlar için zararlı olabiliyor.
Hepatit olduğunuzu nasıl anlarsınız?
WHO’ya göre hepatit belirtileri arasında şunlar olabiliyor;
ateş
halsizlik
iştahsızlık
ishal
mide bulantısı
mide bölgesinde ağrı
koyu renkli idrar ve dışkı
tende ve göz aklarında sarılık
Ancak hepatit geçiren birçok kişide sadece hafif belirtiler görülüyor ya da hiç belirti göstermeyebiliyor.
WHO’nun 2022’de yayımladığı son verilere göre dünya genelindeki Hepatit B hastalarının sadece % 13’ü, kronik Hepatit C hastalarının ise sadece % 36’sına teşhis konulabildi.
Tehlike, farkında olmadan enfeksiyonu başkalarına geçirebilmeleri. WHO ve tıbbi yardım kuruluşları işte bu nedenle daha çok sayıda insanın test edilmesi çağrısı yapıyor.
Hepatit testleri nasıl yapılıyor ve tedaviler ne?
Hepatit A, B ve C testleri için aile hekiminize ve bir cinsel sağlık kliniğine başvurabilirsiniz.
Hepatit A’nın belirli bir tedavisi yok. Ancak enfekte olanların çoğu çabuk iyileşiyor ve bağışıklık geliştiriyor.
Kronik Hepatit B ve C ise antiviral ilaçlarla tedavi ediliyor ve bu da siroza evrilmesini ve karaciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor.
Hepatit A ve B’ye yakalanılmasını önleyen ilaçlar var. Bebekler doğar doğmaz yapılan Hepatit B aşısı, hastalığın anneden çocuğa geçmesini önlüyor ve aynı zamanda Hepatit D’ye karşı da koruyabiliyor.
Hepatit C’ye karşı geliştirilmiş bir aşı yok ve Hepatit E aşıları ise şu anda yaygın değil.
Hepatite yakalanmaktan nasıl kaçınabiliriz?
Hepatit E riskini azaltmak için karaciğer yemeklerinin iyice pişirilmesi gerekiyor.
WHO’ya göre Hepatit A’dan aşağıdaki önlemlerle kaçınılmalı;
Yemeklerden önce ve tuvalete gittikten sonra düzenli olarak el yıkanması
topluluklara yeterli miktarda güvenli içme suyu sağlanması
topluluklarda kanalizasyon sisteminin düzgün bir şekilde çalışması
WHO’ya göre Hepatit B, C ve D’den kaçınma yolları da şöyle;
güvenli cinsel ilişki, prezervatif kullanmak, cinsel partner sayısını azaltmak
uyuşturucu kullanımında, kulak deldirirken ya da dövme yaptırırken iğne paylaşmamak
Hepatit B için, kan, vücut sıvısı ve kirli yüzeylerle temastan sonra elleri yıkamak
Sağlık sektöründe çalışıyorsanız Hepatit B aşısı olmak, çünkü doğumda yapılan aşının koruma süresi 20 yıl kadar.
Hepatitis E’dendüzgünhijyenle korunmak mümkün aynı zamanda hayvan karaciğerini, özellikle domuz ciğerini, yemeden önce iyice pişirmek gerekiyor.
Sağlık makamları hepatiti yok etmek için neler yapıyor?
WHO, 2030 itibarıyla Hepatit B ve C’ye yakalananların sayısını % 90 ve bu hastalıklardan ölenlerin sayısını % 65 oranında azaltmak istediğini söylüyor.
Ancak kuruluşa göre hepatit virüsleri kaynaklı ölümlerin sayısı artıyor. WHO yüz milyonlarca kişinin hala hepatit testlerine erişimde zorlandığını ve dünya genelindeki ülkelerin sadece % 60 kadarının bedava ya da sübvanse edilmiş hepatit testi imkanı sağladığını belirtiyor.
Afrika ülkelerinin ise sadece üçte birinin bunu yaptığı kaydediliyor.
Karaciğer paraziti, karaciğeri enfekte eden parazit türlerini ifade eder. Bu parazitler genellikle karaciğerin işlevlerini bozarak çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Karaciğerde parazit bulunması durumu, “hepatik parazit” olarak da adlandırılabilir. En yaygın karaciğer parazitleri arasında şunlar bulunur:
Fasciola hepatica (Karaciğer kelebeği): Bu parazit, koyun, sığır ve insanlarda görülen bir tür trematod (yassı solucan) parazitidir. Genellikle kirli su veya bitkiler aracılığıyla bulaşır.
Echinococcus granulosus (Kist hidatik): Bu parazit, kist hidatik hastalığına neden olur. Genellikle köpekler ve diğer etobur hayvanların dışkısı ile temas yoluyla bulaşır ve insanlarda karaciğerde kistler oluşmasına neden olabilir.
Amoeba: Entamoeba histolytica, amebik karaciğer apselerine neden olabilir. Bu parazit, kontamine su veya gıdalar yoluyla bulaşır.
Schistosoma: Schistosoma türleri, insanlara kontamine su yoluyla bulaşır ve karaciğerde ciddi hasara yol açabilir.
Toxocara: Bu parazit, köpek ve kedilerin dışkısı ile bulaşır ve insanlarda visseral larva migrans adı verilen bir duruma neden olabilir.
Karaciğer paraziti enfeksiyonları genellikle karın ağrısı, ateş, kilo kaybı, sarılık ve karaciğer büyümesi gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Tedavi, parazitin türüne bağlı olarak değişir ve genellikle antiparaziter ilaçlar kullanılır. Hijyen kurallarına dikkat etmek, temiz su ve gıda tüketmek bu tür enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynar.
Genetik ıslah yoluyla sivrisinek popülasyonlarını kontrol etmek için yorumlar kapalı
Virginia Tech araştırmacıları, sivrisinek popülasyonlarının kontrolü için yararlı olan ve potansiyel olarak böcek ilaçlarına bir alternatif sunan genetik hedefleri tanımlamanın yeni bir yolunu buldular.
Bugün Communications Biology’de yayınlanan çalışmaları, tür uyumsuzluğunun genetik temeline odaklandı. Ae’yi geçtiler. önemli bir küresel arboviral hastalık vektörü olan aegypti ve kardeş türü Ae. Hint Okyanusu’ndan mascarensis. Yavrular bir ebeveynle geri döndüğünde, döllerin yaklaşık yüzde 10’u interseks olur ve üreyemez.
Araştırmacılar, bu interseks sivrisineklerin cinsiyet belirleme yollarında anormallikler tespit ettiler. Bu sivrisineklerin genetik erkek olduklarını, ancak hem erkek hem de dişi genleri ifade ettiklerini ve karışık fiziksel özelliklere yol açtığını buldular.
Bu genetik faktörleri anlayarak, dişileri ortadan kaldırarak sivrisinek sayılarını kontrol etmeye yardımcı olabilecek, tamamen erkek sivrisinek popülasyonları oluşturmak için stratejiler geliştirmeyi umuyorlar. Bu araştırma aynı zamanda dişi sivrisinek davranışını etkileyen genlerin belirlenmesine yardımcı olabilir ve gelecekteki vektör kontrol yöntemlerine yardımcı olabilir.
Bu bulgular Zika ve dang humması gibi hastalıkları kontrol etmek için önemlidir, çünkü daha iyi sivrisinek kontrolü bu hastalıkların yayılmasını azaltabilir.
Böcek öldürücüler geçmişte sivrisinek popülasyonlarını kontrol etmede nispeten etkili olsa da, şimdi etkinlikleri önemli ölçüde azaldığı ve çevre dostu olmadıkları için yeniden değerlendirilmektedirler.
“İki sivrisinek türünün melezleşmesini inceledik, interseks bireylerin cinsiyet belirleme yollarını bozduğunu bulduk ve cinsiyete özgü gen ifadelerini belirledik” diyor projedeki araştırmacılardan ve entomoloji profesörü ve Fralin Yaşam Bilimleri Enstitüsü’ne bağlı bir fakülte olan Igor Sharakhov. “Bu çalışma, sivrisinek kontrol stratejilerinde kullanılabilecek yeni cinsiyet belirleme yolu genlerinin belirlenmesine yardımcı olabilir.”
Araştırmacılar çalışmalarında üç alana baktılar:
Başta üreme organları olmak üzere dış ve iç organlar dahil olmak üzere bu intersekslerle morfolojik ve anatomik seviye
Cinsiyet belirleme yolunda yer alan genler, özellikle üç gen: ifade edilip edilmediğini görmek için bir ana düzenleyici ve erkeğe özgü ve kadına özgü ekleme varyantları oluşturan diğer iki gen
Cinsel farklılaşma ile ilişkili genlerin küresel ifadesi açısından neyin normal ve anormal olduğunu tanımlamak için bu sivrisineklerde genel gen ekspresyonu
Sharakhov, “Bulduğumuz şey, morfolojik anormalliklerin gelişim sırasında pupa aşamasında başladığı ve yetişkinlerde, en şiddetli vakaların bir bireyde hem testislere hem de yumurtalıklara sahip olduğudur, bu da bu türler için çok sıra dışıdır” dedi. “Şimdi bu anormalliklere neyin sebep olduğunu anlamak istiyoruz.”
Araştırmacılar, interseks sivrisineklerin cinsiyet belirleme genlerinin hem erkek hem de dişi varyantlarını ifade ettiğini ve bunun karışık morfolojilere yol açtığını buldular. Kadın yanlı genler intersekslerde normal olarak ifade edilirken, erkek yanlı genler, testislerle ilgili genler normal seviyelerde kalsa da, bazı erkek üreme bölgelerinde azalmış ifade gösterir.
Aldığın her soluk organlarının yaşama tutunmasını sağlar. için yorumlar kapalı
Soluk alıp verme sırasında vücutta gerçekleşen olaylar, solunum süreci ve oksijen-karbondioksit değişimi ile ilgilidir. İşte bu sürecin adım adım organlarda meydana gelen olaylar:
Burun ve Ağız: Soluk alırken hava burun veya ağız yoluyla içeri girer. Burunda hava, mukus ve kıllar tarafından filtrelenir, nemlendirilir ve ısıtılır.
Yutak (Farenks): Hava burun veya ağızdan geçerek yutaktan geçer.
Gırtlak (Larenks): Hava yutaktan geçtikten sonra gırtlağa gelir. Gırtlakta bulunan ses telleri, konuşma sırasında titreşerek ses üretir.
Soluk Borusu (Trakea): Hava gırtlaktan soluk borusuna geçer. Soluk borusu, akciğerlere hava taşıyan ana borudur.
Bronşlar ve Bronşioller: Soluk borusu iki ana bronşa ayrılır ve bronşlar da akciğerlerin içine doğru daha küçük bronşiollere dallanır. Bronşlar ve bronşioller, havanın akciğerlerin içine daha derinlemesine taşınmasını sağlar.
Akciğerler: Hava bronşioller yoluyla akciğerlerin içine ulaşır. Akciğerler, alveol adı verilen küçük hava kesecikleri içerir.
Alveoller: Alveoller, gaz değişiminin gerçekleştiği yerlerdir. Alveol duvarları çok incedir ve etrafı kılcal damarlarla çevrilidir. Oksijen alveol duvarlarından kılcal damarlara geçer, burada hemoglobine bağlanarak kan dolaşımına katılır. Aynı zamanda, kandaki karbondioksit de alveollere geçer ve buradan dışarıya atılmak üzere solunum yoluyla dışarı verilir.
Kılcal Damarlar ve Kan: Oksijen, alveollerdeki kılcal damarlardan geçerek hemoglobine bağlanır ve oksijen bakımından zengin kan kalbe taşınır. Kalp, oksijenli kanı vücudun tüm hücrelerine pompalar. Hücrelerde, oksijen enerji üretiminde kullanılırken, oluşan karbondioksit de kana karışarak akciğerlere geri taşınır.
Diyafram ve Solunum Kasları: Soluk alıp verme sırasında diyafram ve diğer solunum kasları da önemli bir rol oynar. Diyafram kasıldığında, akciğerler genişler ve hava içeri çekilir. Diyafram gevşediğinde ise, akciğerler küçülür ve hava dışarı verilir.
Bu süreç, vücudun hücrelerine gerekli oksijenin sağlanması ve metabolik atık olan karbondioksitin vücuttan atılması için hayati önem taşır.
Diğer Organlar ve Sistemler
Kalp: Soluk alıp verme sırasında oksijenlenmiş kan, kalbin sol ventrikülünden pompalanarak vücudun çeşitli bölgelerine taşınır. Karbondioksit bakımından zengin kan, kalbin sağ atriyumuna geri döner ve ardından akciğerlere gönderilir.
Dolaşım Sistemi: Oksijen ve karbondioksit değişimi, kılcal damarlar ve alveoller arasında gerçekleşir. Dolaşım sistemi bu gazların taşınmasını sağlar.
Kaslar ve Hücreler: Oksijen, hücrelerde enerji üretimi (ATP) için kullanılır ve bu süreçte karbondioksit üretilir. Bu karbondioksit kana geçer ve solunum yoluyla vücuttan atılır.
Kaynak: B.102 GENEL BİYOLOJİ Bölüm 20, Dolaşım ve Solunum Ders Kitabı: Biology: Life on Earth Audesirk, T., Audesirk, G., Byers, B.E.
Evrimin kanıtları her geçen gün artıyor!! için yorumlar kapalı
Arkeologlar her geçen gün evrimin yeni bir kanıtını bulmakta, yeni yapılan kazılar sonuçunda bir zamanlar dünyada yaşamış devlerin kılıçları bulundu. Bundan yüzyıllar önce de yaşam vardı fakat koşullar farklıydı, yaşam farklıydı, canlılar farklıydı. Günümüze kadar değişimlere uğrayıp süregelen canlılık bundan yüzyıllar sonra da farklı koşullar ve canlılar ile devam edecektir.
Evrende birçok gezegenin bulunduğunu biliyoruz gelişen teknoloji sayesinde de her geçen gün evrene dair yeni bilgiler ediniyoruz. Uzaydan görüntüler evrimi ve gelecekteki yaşamı anlamlandırmamızı sağlayacak bilgilerle doludur. Evrim sürekli olarak gerçekleşen bir durumdur ve bu durum sadece Saman yolu galaksisinde bulunan Dünya da mı gerçekleşiyor dersiniz?
Bizce bu sorunun cevabı hayır, çünkü uzaydan gelen her yeni görüntüde ve yapılan bilimsel çalışmada diğer gezegenlerde de yaşam olabileceğine dair bilgiler edinmek mümkün. İşte Hubble Uzay Teleskobu tarafından görüntülenen “Sombrero Galaksisi”. Bu galakside bir yaşamın olmadığını iddia edebilirsiniz ama yaşamın olduğunu da iddia edebiliriz. Yapılan araştırmalar dünyanın yaşını hesaplamamızı sağlıyor teknolojinin daha fazla gelişim gösterdiği süreçleri düşünün gezegenlerin yaşları da hesaplanabilir ve gezegenlerde hayat olup olmadığı anlaşılabilir.
Biyobozunur mikroplastikler aslında toprak ve bitkiler için daha kötü olabilir için yorumlar kapalı
Mikroplastiklere parçalanan biyolojik olarak parçalanabilen plastik, toprak nitrojen seviyelerini geleneksel olanlardan daha fazla azaltabilir ve bu da bitki büyümesini engeller
Bazı süpermarketler artık biyolojik olarak parçalanabilen plastik torbalar kullanıyor
Mikroplastiklere parçalanan biyobozunur plastikler, en azından kısa vadede toprağa zarar veriyor ve bitki büyümesini geleneksel olanlardan daha fazla etkiliyor gibi görünüyor.
Küresel plastik üretimine ulaşıldı 2022’de 400 milyon ton, çoğu geri dönüştürülemez. Çevreye karışan büyük plastik parçaları, bazen görünmeyene kadar daha küçük ve daha küçük parçalara ayrılabilir.
Bu mikroplastiklerin neden olduğu kirliliği azaltmak için, bazı endüstriler biyoplastikler olarak bilinen biyolojik olarak parçalanabilen plastiklere yöneldi, ancak bazen yarardan çok zarar verebilirler.
R » Robert Gentleman ve Ross Ihaka adlı iki istatistikçi tarafından yazılmış, özel fonksiyonlar ve paketler yardımıyla kolay bir şekilde veri analizi, hesaplama, grafik gösterimi ve istatistiksel çıkarım yapmak için tasarlanmış yazılım geliştirme ortamı ve programlama dilidir.
R kodları yazmak için öncelikle R daha sonra R-Studio kurmalısınız. Kodlarınızı yazmak için Editör olarak R Studio kullanabilirsiniz. R Studio’yu, eğer daha önceden yüklü ise Anaconda üzerinden de kullanabilirsiniz.
https://mirac-ozturk-sd.medium.com/ tarafından paylaşılan Python kütüphanelerini sizler için sunduk. detaylı incelemek için aşağıda verilen linke tıklayınız.
Merhaba, iyi günler.
Bugünkü yazımda; çok çeşitli alanlarda kullanılan güçlü, dinamik altyapısı, anlaşılır sade dili ile oldukça popüler olan Python (birçok ek özelliğe sahip) diline yönelik oluşturulmuş kütüphane (library), çatı (framework) ve programlara göz atacağımız kısa notları aktarıyor olacağım.
Kısaca Python’a yönelik derlenmiş bir ek paket-araç tanıtım fihristi olarak nitelendirilebilir.
Ağırlıklı olarak veri işlemesi ve raporlama alanı üzerinde faaliyet gösteren kurum-kuruluşlarda Python vazgeçilmez olarak nitelendirilmektedir.(Python Ek Bilgiler)
Raporlama ve Veri Görselleştirme hizmetleri üzerine Microsoft’un popüler iş zekası ve raporlama aracı Power BI üzerindeki kullanabilen veri konnektör ve derleyicileri arasında Python oldukça fazla tercih edilmekte-kullanılmaktadır.
Kullanım seçenekleri-yöntemleri olarak; Power BI Desktop uygulaması içerisinden veri kaynağı erişimi ile Python Script seçeneğini seçerek uygulamamıza işlenmiş-işlenecek veri aktarabilir,
NumPy (Numerical Python — Sayılsal Python) : Veri Bilimi çalışmaları için olmazsa olmaz olarak ifade edilen-gösterilen çok büyük ölçekteki matematiksel-bilimsel hesaplamaları kolay, hızlı ve esnek bir şekilde gerçekleştirmemizi sağlayan çözümleri içeren kütüphanedir.
Ağırlıklı olarak Veri Madenciliği, Makine Öğrenmesi, Veri Analizi, Tek-Çok Boyutlu dizi içeren hesaplama yapılarında kullanılır.
SciPy (Scientific tools for Python — Python için Bilimsel Araçlar) : Veri Bilimi çalışmaları için bir diğer olmazsa olmaz olarak gösterilen, NumPy‘e göre matematiksel çözümlerden ziyade biraz daha bilimsel çözümlerin ağırlıklı olarak ele alındığı (Tek boyutlu bir Schrödinger Eşitliği‘nin çözümlemesi gibi.) kütüphanedir.
Kullanıcılar-Geliştiriciler arasında NumPy ve SciPy kütüphanelerinin birlikte kullanımı gerçekleştirildiğinde MatLab programının sağladığı çözümlere benzer işlevler sağlayacağı dile getirilmektedir.(Yeterince evet!)
MatPlotLib (Mathematical Plot Library — Matematiksel Çizim Kütüphanesi): Veri Bilimi çalışmaları için sayısal matematik hesaplamalarını 2 ya da 3 boyutlu görsel çıktılar olarak almamızı sağlayan bir çizim (görselleştirme) kütüphanesidir.
Dökümantasyon içeriği zengin, öğrenimi kolay ve uygulaması basit olduğundan çokça tercih edilmektedir.
SciKit-Learn (Science Kit/Kits Learn — Bilim Öğrenim Kiti) : Veri Bilimi ve Makine Öğrenmesi çalışmaları için (Veri İşleme, Regresyon,Küme Analizi vb.) kullanılan çok yönlü bir kütüphanedir.
Scikit-learn; NumPy , SciPy ve Matplotlib kütüphaneleri ile ağırlıklı olarak ortak kullanılmaktadır, bu nedenle etkili bir şekilde uygulamada bulunmak için bu üç kütüphanenin en azından temel bilgilerini bilmeniz yapacağınız çalışmalarda kolaylık sağlayacaktır.
SymPy (Symbolic Python — Sembolik Python) : Sembolik Matematik analizleri ve uygulamaları için kullanılan oldukça popüler bir kütüphanedir.
Ek kütüphane bağımlılığı çok düşüktür.Gerçek ve kayan noktalı sayılar için hesaplama sağlayan MpMath kütüphanesi dışında bariz gereksinim gereği duyulan bir kütüphane yoktur.
*Kurucu-Geliştirici-Destekçi : SymPy Development Team (Özel Geliştirici Ekibi)