Astronotlar ilk ticari uzay yürüyüşünü tamamladı: ‘Dünya buradan mükemmel görünüyor’

UZAY YÜRÜYÜŞÜ

Profesyonel olmayan astronotlarla gerçekleştirilen ilk ticari uzay yürüyüşü ABD merkezli uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in Polaris Dawn görevi kapsamında bugün gerçekleşti.

Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden 10 Eylül’de fırlatılan Falcon 9 roketindeki dört sivil astronotla başlanan görevin en kritik aşaması 12 Eylül’de tamamlandı.

Görevi aynı zamanda finanse eden teknoloji milyarderi Jared Isaacman, tarihte uzay yürüyüşü yapan ilk sivil astronot oldu.

Isaacman, ilk adımlarını atarken, “Evde hepimizin yapacak çok işi var ama buradan yeryüzü kesinlikle mükemmel bir dünya gibi görünüyor” dedi.

Mürettebattaki mühendis Sarah Gillis, Isaacman’ın adımlarını takip etti ve yürüyüşünü tamamladı.

Neden önemli?

BBC Bilim Muhabiri Georgina Rannard’ın analizine göre hükümetlerin uzay ajansları, pahalı uzay seyahatlerinin mali yükünü özel şirketlerin daha fazla üstlenmesini istiyor.

Polaris Dawn görevi profesyonel olmayan astronotları uzaya götürmenin yanında bilimsel deneyleri de kapsıyor.

Bunlardan biri alçak Dünya yörüngesinde bitkileri araştırmak için ABD Hava Kuvvetleri Akademisi ile birlikte yapılan bir deney ve mikro yerçekiminin mantarların kök büyümesini nasıl etkilediğini araştırıyor.

Bunun da Ay veya Mars’ta bitkilerin nasıl büyüyebileceğini anlamaya yardımcı olması umuluyor. Ayrıca, bunun Dünya’da bitki büyümesini ve yiyecek üretimini iyileştirebileceğini iddia ediyorlar.

Bunun yanında görevin uydu iletişimi ve lazer teknolojisi gibi alanlardaki ilerlemeleri desteklediği belirtiliyor.

Jared Isaacman kimdir?

Jared Isaacman

Jared Isaacman, ilk özel uzay yürüyüşünü yapan isim olarak tarihe geçti.

41 yaşındaki milyarder, Polaris Dawn görevinin finansmanını üstlendi ve aynı zamanda görev komutanı.

1999’da finansal ödemeler girişimi Shift4 Payments’ı kurdu. Forbes’a göre şirket bugün ABD’deki restoran ve otellerin üçte birinin ödeme altyapısı sağlayıcısı.

Forbes’a göre net serveti 1,9 milyar dolar civarında.

Isaacman, 2004’te uçuş dersleri almaya başladı ve beş yıl sonra hafif bir jetle dünyayının etrafını dolaşarak rekor kırdı.

Isaacman ayrıca dünyanın en büyük özel askeri uçak filosuna sahip olan Draken International’ın kurucusu.

Polaris Dawn görevinin maliyeti açıklanmadı ancak daha önce 2021’deki bir başka SpaceX sivil görevi için 200 milyon dolar harcadığı bildirilmişti.

Riskleri neler?

Dünya’dan bakıldığında insanlık için büyüleyici anlar yaşatan uzay yürüyüşleri, her zaman planlandığı gibi gitmiyor.

Astronotlor ve kozmonotların hava kilidinde sıkışması, uzay malzemelerini kaybetmesi ya da kendi uzay giysisinde boğulması gibi bazı tehlikeler de barındırıyor.

Polaris Down görevi kapsamındaki uzay yürüyüşü, diğerlerinden farklı olarak hava kilidi olmayan bir kapsülde gerçekleşti. Dolayısıyla uzay kapsülünün basıncının astronotlar dışarı çıkmadan önce tamamen boşaltılması gerekiyordu.

Uzay görevi kapsamında yeni uzay giysileri denendiği için mürettebatın yaşayabileceği riskler daha da artıyor.

Tarihteki bazı ilk uzay yürüyüşlerinde de bazı önemli sorunlar yaşanmıştı.

İlk uzay yürüyüşü ne zaman yapıldı?

Soğuk Savaş döneminde uzayda rekabet zirveye ulaşmış, Sovyetler Birliği büyük oranda ABD’yi geride bırakmıştı.

Sovyetler Birliği, Sputnik 1 ile ilk uyduyu, ardından ilk memeliyi yörüngeye oturttuktan sonra, 1961’de ilk insanı uzaya gönderdi.

18 Mart 1965’te bir ilk gerçekleşti ve Voskhod 2 aracıyla uzaya fırlatarak Sovyet kozmonot Aleksey Leonov yaklaşık 12 dakika süren yürüyüş için uzay aracının dışında kaldı.

Ancak bu tarihi görev tamamen plana uygun gitmedi.

Leonov’un giydiği uzay giysisi, neredeyse vakum etkisi yaratan ortamında basınç altında sertleşti ve şişti. Bu da hareket etmesini ve fotoğraf çekmesini zorlaştırdı.

Voskhod 2’ye bağlı olan kablosu da dolandı ve bu durum Leonov’un hava kilidine geri dönmesini zorlaştıran bir savrulmaya neden oldu.

Hava kilidine girdiğinde ise sıkıştı ve kapağı arkasından kapatamadı. İçeri girebilmek için Leonov, uzay giysisinin üzerindeki kapakçıkları açarak basıncı düşürmek zorunda kaldı. Böylece hareket edebilip kendini içeri sıkıştırarak kapıyı kapatabildi.

Bu macera o kadar yorucuydu ki, Dünya’ya döndüğünde uzay giysisinde birkaç litre ter biriktiği tespit edildi.

ABD’nin ilk uzay yürüyüşü

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın https://www.bbc.com/turkce/articles/cp8n8j87x57o

JWUT, Ne Yıldız Ne Gezegen Olan Altı Yeni ‘Yetim Dünya’ Keşfetti

Bu göksel cisimler gezegen ve yıldız arasındaki çizginin her iki tarafında da duruyor.

Gökbilimciler evrenin pek çok gizemini anlama yolunda çıktıkları serüvende, yetim dünyalar adı verilen ve bulunması zor olan belki de trilyonlarca cismi arıyorlar. Gezegen ve yıldız arasındaki sınırı bulanıklaştıran bu yıldızvari cisimler, her ikisini de oluşturan kozmik süreçleri daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

James Webb Uzay Teleskobu’nu (JWUT) kullanan bir araştırma takımı, geçenlerde genç bir bulutsunun içerisinde altı yeni yetim dünya tespit etmiş. 27 Ağustos’ta The Astronomical Journal bülteninde yayımlanan bir çalışmada detaylarıyla anlatılan bulgular, yetim dünyaların Jüpiter gezegeninden bile büyük gök cisimlerinin meydana gelmesine yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bu yeni keşfedilen dünyalar, güneş sistemimizin en büyük gezegeninden 5 ila 10 kat büyük gaz devleri bile olabilir.

Johns Hopkins Üniversitesinde çalışan astrofizikçi ve makalenin eş yazarı Adam Langeveld, “Muhtemelen yıldız oluşum sürecinin nihai sınırlarını araştırıyoruz” diyor bir açıklamada. “Eğer Jüpiter’in genç haline benzeyen bir cisminiz varsa, doğru koşullar altında bir yıldıza dönüşebilmesi mümkün mü? Hem yıldızların hem de gezegenlerin oluşumunu anlamak için bu önemli bir bağlam.”

Yetim dünyalar nedir?

Serseri gezegenler de denilen ve serbest gezen bu gök cisimleri, gezegenlerle benzer kütlelere sahip. Fakat gezegenlerin aksine, Dünya’nın Güneş’in kütleçekimine bağlı olduğu gibi merkezi bir yıldızın kütleçekimine bağlı değiller. Bunun yerine uzayda sürükleniyorlar.

Ancak oluşumları ve boyutları, onları yıldızlara benzer hale getiriyor. Çoğu yetim dünya, gezegen oluşumunun ilk aşamaları sırasında, maddenin daha sık çarpıştığı zamanlarda çıkan malzemelerden oluşuyor. Etraflarında uzay tozundan oluşan diskler de olabiliyor. Bu diskler hem yıldız hem de gezegen oluşumu için büyük önem taşıyor. Diğerleri ise yıldızlara güç veren nükleer kaynaşma oluşturacak kadar kütlesi bulunmayan, çöken moleküler bulutlardan çıkmış olabiliyor. Bu benzerliklerle bile hâlâ bir yıldız ve bir gezegen olarak düşünülen şeyin arasındaki sınırın iki tarafına geçiyorlar.

Bilinen veya kuşku duyulan 70 ila 170 kadar yetim gezegen olsa da bazı bilim insanları, galakside trilyonlarcası olabileceğini tahmin ediyor.

Bir diğer önemli husus da yetim dünyaların sınıflandırmaları belirsizleştirmesi. Bunun sebebi ise kütlelerinin Satürn ve Jüpiter gibi gaz devleri ve kahverengi cüce yıldızlar ile örtüşmesi. Yetim dünyalar evimiz olan Samanyolu galaksisinde nadir olsa da JWUT’den gelen yeni veriler, geçenlerde hedeflenerek gözlemlenen yıldız kümesi NGC1333‘deki gök cisimlerinin yaklaşık yüzde 10’unu meydana getirdiklerini gösteriyor.

Genç bir bulutsudaki yetim dünyalar

Yeni çalışmada araştırma takımı, JWUT’nin genç NGC1333 bulutsusuna yönelik yürüttüğü en derin taramadan gelen verileri kullanmış. Bu yıldız oluşum kümesi, Dünya’dan yaklaşık 1.000 ışık yılı uzaklıkta ve Perseus takımyıldızında yer alıyor. NGC1333’nin makaleyle birlikte yeni yayımlanan bir görüntüsü, bulutsunun yıldızlararası toz ve bulutların çarpıcı manzarasıyla parladığını gösteriyor.

Johns Hopkins Üniversitesinde çalışan astrofizikçi ve makalenin eş yazarı Provost Ray Jayawardhana, “Webb’in kızılötesi dalga boylarındaki eşi görülmemiş hassasiyetini kullanarak genç bir yıldız kümesinin en soluk yıldızlarını aradık ve gökbilimdeki temel bir soruya cevap bulmaya çalıştık: ‘Ne kadar hafif bir nesne bir yıldız gibi şekillenebilir?’ sorusuna” diyor bir açıklamada. “Görünüşe göre yıldızlar gibi şekillenen en küçük serbest cisimlerin kütlesi, civardaki yıldızların etrafında dönen dev ötegezegenlerle örtüşüyor.”

Araştırma takımı, JWUT’nin bu tür cisimleri tespit etmek için gereken hassasiyette olmasına rağmen, yapılan gözlemlerde beş Jüpiter kütlesinden daha düşük olan hiçbir cisim tespit etmemiş. Bu durum, söz konusu eşikten daha hafif olan herhangi bir gök cisminin, yıldızların aksine gezegenler gibi şekillenmesinin daha muhtemel olduğunu gösteriyor.

“Gözlemlerimiz, doğanın gezegen kütleli cisimleri en az iki farklı yolla oluşturduğunu doğruluyor; yıldızların oluştuğu şekilde bir gaz ve toz bulutunun kaynaşmasıyla ya da Güneş sistemimizdeki Jüpiter’de olduğu gibi genç yıldızların etrafındaki gaz ve toz disklerinin içerisinde” diyor Jayawardhana.

James Webb Uzay Teleskobu’nun NGC1333’de yaptığı tayfölçümsel taramanın yeni geniş alanlı mozaik görünümü. Serbest gezen ve yeni keşfedilen gezegen kütleli üç cisim yeşil işaretlerle belirtilmiş. Görüntü: ESA/Webb, NASA & CSA, A. Scholz, K. Muzic, A. Langeveld, R. Jayawardhana.

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayın: https://popsci.com.tr/jwut-ne-yildiz-ne-gezegen-olan-alti-yeni-yetim-dunya-kesfetti/

NASA, Chandra X-Işını Teleskobu’nun 25. Yaşını 25 Harika Görüntüyle Kutluyor

NASA, Chandra’nın 25’nci yıldönümü kutlamak için 25 inanılmaz görüntü yayımladı.

Chandra 23 Temmuz 2024 günü uzay gözlemlerinin 25. yılına girdi.

Chandra X-Işını uzay teleskobu, 23 Temmuz 1999 günü yolculuğuna başladı. Yörüngede gezen ve Columbia Uzay Mekiği’yle fırlatılan teleskop, astrofizikçi Subrahmanyan Chandrasekhar’ın ismini taşıyor. Aslında sadece beş yıl çalışması beklenen Chandra, uzayda süzülerek ve faydalı bilimsel bilgiler göndererek geçirdiği 25. seneyi tamamladı. Teleskop, gökbilim araştırmalarında sağlam bir kaynak haline geldi.

NASA ise Chandra’nın çeyrek asrı deviren yaşını kutlamak için bu X-Işını Rasathanesi’nden gelen verilerle oluşturulmuş 25 yeni görüntü yayımladı. Uzay ajansı ayrıca Chandra’nın uzayın derinliklerine dair yaptığı sıradışı gözlemlerin boyutunu anlayabilmeniz amacıyla görüntüleri ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Jüpiter’in bu bileşik görüntüsü, Güneş’e en yakın bu beşinci gezegeni mor neon lekelerin eşlik ettiği uzayın siyahlığına karşı gösteriyor. Jüpiter burada sıradışı derecede net bir odakla temsil ediliyor. Girdap gibi dönen bir düzineden fazla gaz şeridi yüzeye çarpıyor. Her biri farklı bir doku ve grinin farklı bir tonuna sahip. Gaz devi, alt sağ kısımda görülen ve yüzeyde girdap oluşturan büyük fırtınayla aynı renkteki ince, gök mavisi bir halkayla çevrili. Jüpiter’in merkezin hemen sağ tarafına doğru eğilmiş üst kenarı, mor neon renkli bir şerit. Gezegenin alt kısmında da ona benzeyen ve daha ufak olan mor neon renkli bir çizgi bulunuyor. Gezegenin manyetik kutuplarını kaplayan bu mor şeritler, yüksek enerjili parçacıkların gezegenin atmosferindeki gaz ile çarpışmasıyla oluşan X-Işını auroraları temsil ediyor. Sağ ve sol tarafta, bazıları gaz devinin kendisinden bile büyük olan neon mor renkli puslu lekeler Jüpiter’i çevreliyor. Auroralar gibi bu mor bulutlar da Chandra’nın gözlemlediği X-Işınlarını temsil ediyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major, S. Wolk

Bu bileşik görüntüde, renkli bir damar ve filament ağının merkezinde mor neon renkli bir mantarı andıran süpernova patlamasının kalıntısı yer alıyor. Yengeç Bulutsusu (Nebula) olarak bilinen bu çok damarlı, mavi ve kırmızı gaz bulutu sırtını uzayın karanlığına vermiş. Bulutsunun merkezinde dönen ve elektromanyetik radyasyon yayan bir nötron yıldızı bulunuyor. Burada pulsar (atarca yıldız), neon mor renkli bir bulutta duran parlak beyaz bir nokta şeklinde görünüyor. Noktayı beyaz halkalar çevreliyor. Bunlar, atarca yıldızdan savurduğu ve bulutsudaki gazla çarpışıp X-Işınları meydana getiren parçacıklarla oluşmuş. Halkalar ve mor bulut, bu açıdan birleşerek bir mantarın şapkasını andırıyor. Mantarın görüntüsünü ise beyaz noktadan çıkan ince bir mantar kökü tamamlıyor. Bu kök, atarca yıldızın savurduğu ince bir parçacık ışını. Görüntü: X-Işını: (Chandra) NASA/CXC/SAO, (IXPE) NASA/MSFC; Optik: NASA/ESA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve L. Frattare

Bu bileşik görüntü, Yaratılış Sütunları olarak bilinen bir yıldız oluşum bölgesini gösteriyor. Görüntünün en altından çıkan uzun, gri renkli gaz ve toz sütunları sağ üste doğru uzanıyor. Arkasında koyu turuncu ve pembe renkli bir sis yer alan bulutsu gri sütunları beyaz, kırmızı, mavi, sarı ve mor renklerde parlayan, çok sayıda yumuşak nokta çevreliyor. Bu noktalar, X-ışını ve kızılötesi ışın yayan genç yıldızlar. Türbülanslı gaz ve tozla çalkalanan sütunlar, sağa doğru bakan ufak dallarla beraber aynı yöne doğru eğiliyor. Puslu parıltı, renkli yıldızlar ve canlı gri toz oluşumları birleşerek, akşam üstü karenin tam dışındaki bir şeye ulaşmak için can atan buluttan yaratıkların görüntüsünü meydana getiriyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/L. Frattare
Bu bileşik görüntüde pembe ve beyaz renkli birkaç yıldız, loş bulut oluşumlarının arkasından parıldıyor. Bunlar Chandra’nın tespit ettiği genç yıldızlar. Sağ alt kısımda, kahverengi bulanık bir pustan damarlı bir sümüklüböceği andıran opak bir bulut yükseliyor. Sol alttan sağ üste kahverengi dokunuşlarla mavi ve gri renkli bulutlar uzanıyor. Merkezdeki parıldayan bir yıldızdan, sağ üst köşenin yakınında iki uzun siyah üçgen çıkıyor gibi görünüyor. Bu üçgenler aslında genç yıldızın uzaktaki mavi ve gri bulutlara düşen gölgeleri. Gotham’ın bulutlu gökyüzüne yansıtılan Batman çağırma işaretini anımsatan bu tuhaf şekle Yarasa Gölgesi lâkabı takılmış. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: NASA/ESA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major
Bu bileşik görüntüde Centaurus A galaksisinin merkezindeki süperkütleli bir kara delik, yıldızlarla bezeli gökyüzüne dev bir parçacık jeti fırlatıyor. Burada Centaurus A, yarı saydam kızıl bir bulutun üzerinde duran zifiri mor bir buluta benziyor. Birleştirilmiş bulut yapısının merkezinde, bulutları içeriden aydınlatan parlak beyaz renkli nokta kara delik. Bu noktadan sol üste doğru fırlayan beyaz ve mor renkte benekli bir ışın olan jet çıkıyor. En çok sağ alt kısımda belirgin olan yarı saydam mavi renkli bir baloncuk şekli, bütün galaksiyi çevreliyor. Bu baloncuk, kara delikten çıkan jetlerle oluşmuş. Chandra hem jetleri hem de baloncuğu tespit etmiş. Görüntü: X-Işını: (Chandra) NASA/CXC/SAO, (IXPE) NASA/MSFC; Optik: ESO; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand, J. Major
Bu bileşik görüntüde büyük bir sarmal galaksi, süper ısınmış gazının bir kısmını yakındaki daha ufak boyutlu komşusuna çaldırıyor. Karenin merkezindeki NGC 6872, sağ üste ve sol alta doğru uzanan iki uzun koluyla büyük bir sarmal galaksi. Galaksinin merkezindeki beyaz noktanın yanında ise kolları, uçlarda çelik mavi renkte görünen mor neon renkli bir bulut boyuyor. Mor renk, Chandra’nın tespit ettiği sıcak gazı temsil ediyor. NGC 6872’nin hemen sol üstüne doğru ikinci bir sarmal galaksi var. Sarmal şekle sahip kolları çok daha ufak ancak merkezindeki parlak beyaz nokta oldukça büyük; akla süperkütleli bir kara deliği getiriyor. NGC 6872’nin alt kolundan gelen çelik mavi renkteki madde ve gazın bir kısmı, o daha ufak galaksiye doğru süzülüyor gibi duruyor. Muhtemelen süperkütleli kara deliğe doğru çekiliyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: NASA/ESA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Schmidt, L. Frattare, and J. Major
Bu bileşik görüntü ikili bir yıldız kümesini, mavi tonlu bir bulutu ve birkaç mor neon noktayı gösteriyor. Bu ikili küme, Samanyolu’na eşlik eden bir galaksi olan Büyük Macellan Bulutu’nun parçası. Daha büyük kümedeki parlak, altın renkli yıldızlar, görüntünün üst orta kısmını dolduruyor. Diğer küme ise çok daha ufak olup biraz yukarıda ve orta sağ kısma yakın duran mor neon halkalardan biriyle örtüşüyor. Bu ve diğer mor halkalar, Chandra’nın tespit ettiği X-ışını kaynakları. Birleşik kümenin soluna doğru ise mavi tonlu dikey bir bulut çizgisi görünüyor. Görüntünün üst ve alt kenarlarının ötesine uzanan bulutun bu kısmı, bir sigaradan yayılan dumanı andırıyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: NASA/ESA/STScI; Kızılötesi: NASA/JPL/CalTech/Spitzer; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major, K. Arcand
Kedi Patisi bulutsusunun bu bileşik görüntüsünde, yıldızlarla dolu karanlık gökyüzünü parlak kırmızı ve mor bulutlar örtüyor. Samanyolu’nun yıldızların oluştuğu bu bölgesi boyunca yer alan parıltılı, tuğla kırmızısı renkli ayrık bulutlar mor demetlerle birbirine bağlı. Bulutsunun merkezinde, görüntüdeki en parlak yıldızların bulunduğu bir küme yer alıyor. Pek çoğunun merkezlerinde parlayan beyaz noktaların olduğu mor neon renkli yapılar, Chandra’nın gözlemlediği genç yıldızları temsil ediyor. Görüntü: X-Işını: NASA/SAO/CXC; Optik ve H-alfa: ESO/MPG; Kızılötesi: NASA/JPL-CalTech/Spitzer; Görüntü İşleme: Jason Major
Bu bileşik görüntüde bir atarca yıldız, bir atarca yıldız rüzgarı bulutsusu ve düşük enerjili bir X-ışını bir aışınıa gelerek, parlayan bir közü tutmaya hazırlanan iskelet bir eli andıran tekinsiz bir sahne meydana getiriyor. El görüntünün altından doğru uzanırken, atarca yıldızı bulutsusunun X-ışınlarını temsil eden hayaletimsi mavi et ve beyaz kemikleri Chandra gözlemlemiş. Bilekteki parlak beyaz bir bölge ise atarca yıldızın kendisi. Elin parmak uçlarının hemen ötesinde, sağ üst kısmın yakınında, içeriden parlıyor gibi görünen ve sarı ile turuncunun farklı tonlarında olan şekil yer alıyor. Bu yapı, Chandra’nın gözlemlediği düşük enerjili X-ışını bulutu. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: NASA/JPL-Caltech/DECaPS; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Schmidt
Gökbilimciler, yakındaki Carina Bulutsusu’nda yer alan bu yıldız oluşum bölgesine “Kozmik Uçurumlar” lakabını takmış. Bu bileşik görüntüde, altın renkli bulutların türbülanslı tünelinden görünen iki yıldız kümesi yer alıyor. Bulut bütün görüntünün etrafında, dönen bir kalın duman halkasına benzeyen bir sınır meydana getiriyor. Halkanın ötesinde, merkezdeki açıklıkta, mor neon lekelerin yer aldığı geniş bir alan bulunuyor. Bu lekeler, Chandra’nın gözlemlediği genç yıldızlar. Soluk çelik mavi sisten meydana gelen ayrık girdaplar, merkezi alanın içerisinde gruplanan iki küme olduğunu düşündürüyor. Altın sarısı bulut halkasının kısmen örttüğü diğer bulut, sol alt kısmın yakınlarında bulunuyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/Ludwig Maximilian Üniv./T. Preibisch vd.; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/N. Wolk
Güneş’e benzeyen bir yıldızın son aşaması olan gezegensel HB 5 bulutsusunu ünlü gökbilimci Edwin Hubble keşfetmiş. Gezegensel HB 5 bulutsusunun bu bileşik görüntüsü, morun değişik tonlarındaki bombeli bir papyonu andırıyor. Bulutsunun merkezinde veya papyonun düğüm kısmında, altın beyaz renkli parlak bir patlama görülüyor. Bu yapı, ömrünün sonuna yaklaşan Güneş benzeri bir yıldız. Sağ ve sol kısmına doğru çalkalanan, uyuşumlu ve bombeli mor gaz küreleri var. Her bir gaz küresi, aralarındaki patlayan düğümden birkaç kat daha büyük. Bulutsuda ayrıca neon mavisi ve hardal sarısı renkte soluk bulutlar var. En çok üst solda belirgin olan mavi bulut, Chandra’nın gözlemlediği X-Işınlarını temsil ediyor. Patlayan yıldızı çevreleyen hardal sarısı bulut, ALMA teleskobunun gözlemlediği radyo dalgalarını temsil ediyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: NASA/ESA/STScI; Radyo: NSF/ESO/NRAO/ALMA; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand, J. Major
Dünya’ya en yakın yıldız oluşum bölgelerinden biri olan Orion Bulutsusu’ndaki yeni oluşmuş yıldızlar Chandra tarafından tespit edilmiş. Bu bileşik görüntüde, neon pembe ve beyaz yıldızlardan oluşan bir koleksiyon belirsiz bir bulut sisinin ardından ışıldıyor. Genç yıldızların boyutları küçük noktalardan tombul halkalara kadar değişiklik gösteriyor. Pek çoğunun beyaz çekirdekleri var ve neon pembesi halkalarla çevrililer. Bunlar Chandra’nın gözlemlediği yıldızlar. Bazıları uzun, cetvel düzlüğünde kırılma dikenleri sergiliyor. Görüntünün sağ üst kısmı civarında kalın bir saç tutamını andıran kırmızı bir bulut patlak vermiş. Hem bu kırmızı infilak hem de yıldız koleksiyonu, sanki bir kamp ateşinden yükselen dumanın ardından görülüyormuş gibi puslu bulutlarla sessizliğe bürünmüş. Görüntü: X-Işını: (Chandra) NASA/CXC/SAO, (IXPE) NASA/MSFC; Optik: NASA/ESA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/K. Arcand ve L. Frattare
Bu bileşik görüntü, her biri parlak beyaz bir noktayı andıran ve çifte ‘Gözler’ lakabını kazandıran, birleşen bir galaksi çiftini gösteriyor. Sol altta NGC 4438 galaksisi var. Bu parlak beyaz nokta, Chandra’nın gördüğü neon mor renkli sıcak bir gaz bulutuyla çevrili. Dikey bir pus şeridine saklanmış siyah renkli mürekkebimsi bir bulut, süper ısınmış neon mor renkli gazı görmemizi engelliyor. Sağ üstümüzde ise ikinci galaksi olan NGC 4435 var. Bu beyaz mavi nokta ise ince, neon mor bir halkayla çevrili. Bu galaksi, puslu beyaz bir havuzun kalbinde, parlayan beyaz bir çizginin merkezinde yer alıyor. Beyaz ve neon mor renkli benekler, görüntüyü uzayın siyahlığına karşı bezemiş. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: ESO; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major
Gaz ve tozlar, Samanyolu galaksimizin merkezine pek çok ışık tipinde engel çekiyor fakat X-ışınları bunların içerisinden geçip, galaksimizin süperkütleli kara deliğinden gelen süper ısınmış gaz ve infilak silsilelerini ortaya çıkarıyor. Bu bileşik görüntü, arkadaki mor ve kırmızı bulutlar ile yıldızlara karşı parlak noktalar ve yarı şeffaf girdaplardan meydana gelen bir sıışınıı gösteriyor. Bulutlar Chandra’nın gördüğü sıcak gazı gösteriyor. Gizemli radyo dalgası kaynakları olan yarı şeffaf sicimler ise kümeler, şeritler ve kurdeleler meydana getiriyor. Bu özgün şekillerin birkaç tanesi, videoya alınan duman izlerini andırıyor. Bu özgün girdap ve parlak noktaların çoğu görüntünün orta kısmı boyunca düzenli bir sırada dururken, alt sağ köşede çok parlak bir nokta görülüyor. Bu alan, görüntüde yeşil tonlu halkalarla bezenmiş altın beyaz bir küreyi andıran ve parlak bir yıldız oluşum bölgesi olan Sagittarius C’nin etrafında yer alıyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/UMass/Q.D. Wang; Radyo: NRF/SARAO/MeerKAT; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/N. Wolk
Bu bileşik görüntü, bize doğru bakan sarmal bir galaksi içeriyor. Burada mavi ve kırmızı benekli iki kol, NGC 7469 olarak bilinen bu galaksinin merkezindeki bir kara deliğin etrafında sarmal şekli oluşturmuş. Benekli kolların hatlarını soluk mavi pus bulutları takip ediyor ve görüntüdeki renkleri örtüyor. Galaksinin merkezindeki kara delik, neon mor renkli alacalı bir halkanın çevrelediği parlak beyaz bir noktayla temsil ediliyor. Bu nokta ve halka, kara delik etrafındaki sıcak gazdan yayılan X-Işınlarını temsil ediyor. Bize doğru mükemmel bir açıdan baktığından, parlayan kara delikten lazer ışınları gibi altı tane kırmızı kırılma dikeni saçılıyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/Xiamen Üniv./X. Xu; Optik/Kızılötesi: NASA/ESA/UVA, NRAO, Stony Brook’taki SUNY/A. S. Evans, Hubble Miras–ESA/Hubble Ortaklığı; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/L. Armus, A. S. Evans; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major
Bu bileşik görüntünün merkezinde, parlayan pembe bir simiti andıran küçük bir cisim yer alıyor. Bu cisim, çekirdek çöküşü patlamasının Dünya’da ilk kez 1987’de gözlemlenmesi sebebiyle SN 1987A adı verilen süpernova. Yakınımızdaki ufak bir galaksi olan Büyük Macellan Bulutu’nda yer alıyor. Bu pembe simit veya ekvatoral halka, süpernova patlamasından on binlerce yıl önce çıkan maddeleri temsil ediyor. Süpernovadan çıkan patlama dalgası halkaya bu çarpıp, Chandra’nın tespit ettiği X-ışınlarını oluşturmasına sebebiyet vermiş. Bu halkanın içerisinde, patlayan yıldızın enkazını içeren soluk, çelik mavisi bir nokta bulunuyor. Halka, tuğla kırmızısı rengiyle belli olan hayaletimsi bir 8 şeklinin merkezinde duruyor. Tüm bu yapı beyaz, mavi ve turuncu renklerdeki yıldızlar, lekeler ve noktalardan oluşan hıncahınç dolu bir alanla çevrili. Görüntünün sol köşesine doğru tuğla turuncusu, uzun bir bulut görülüyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik/Kızılötesi: NASA/ESA/STScI; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major
Bu bileşik görüntü, ufak ışık noktalarıyla bezeli karanlık bir arka planda yaklaşık bir düzine galaksiyi gösteriyor. Galaksilerden bazıları parlayan beyaz noktaları andırıyor. Diğer galaksiler ise diskleri veya parlayan dış halkaları andırıyor. Bu galaksiler, bini aşkın galaksi içeren bir galaksi kümesinin parçası. Sağ merkeze doğru neon mor bir çizgiyle çevrili beyaz ve pembe renkli büyük bir nokta var. Bu yapı, kümede saatte yaklaşık 5 milyon km hızla seyahat eden M86 galaksisi. Neon mor çizgi ise Chandra’nın tespit ettiği sıcak gazı simgeliyor. Bu sıcak gaz, seyahat eden galaksi kümedeki sıcak gazla çarpıştıkça çıkan sıcak gaz. Görüntü: X-Işını: (Chandra) NASA/CXC/SAO; (XMM) ESA; H-alfa: NoirLab/NSF/KPNO; Optik: SDSS; CalTech/Palomar; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major and K. Arcand
Bu bileşik görüntü, yumuşak ve gül pembesi bir X-Işını gaz bulutuyla çevrili, ultra-parlak bir kızılötesi galaksiyi temsil ediyor. Arp 220 adı verilen bu galaksi, her biri yaklaşık Samanyolu galaksimiz boyutunda olan iki galaksi arasındaki çarpışmanın bir sonucu. Burada parlak ve altın beyazı tek bir nokta görüntünün merkezinde oturuyor. NOktayı çevreleyen gül pembesi bulut, pamuk şekeri gibi yumuşak ve hava dolu görünüyor. Yakından bakıldığında, Chandra’nın gördüğü X-Işını gaz bulutunda mermer gibi bir yapı oluşturan hafif turuncu damarlar ayırt edilebiliyor. Gaz bulutunun etrafında, uzayın siyahlığına karşı duran diğer uzak galaksi ve yıldızlar var. Çoğu turuncu ve beyaz olan bu cisimler, ufak lekelerden parlayan küçük ovallere kadar değişiklik gösteriyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Optik: NASA/ESA/STScI; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/L. Frattare, J. Major
Bu birleşik görüntüde parlak ve dev yıldız WR 124, etrafında kırmızı ve mor renklerde çalkalanan bir rüzgar bulutunun yer aldığı kırılma dikenleriyle parıldıyor. Tozlu gül rengi ve çekirdeğinde parlak, ışıltılı yıldızıyla birlikte bu rüzgar bulutu, açan taç yapraklarıyla narin bir yıldızın içerisini andırıyor. WR 124’ü çevreleyen başka çok sayıda parlak yıldız var. Bunların arasında kenarları neon mor renkli beyaz noktalar ve soğuk mavi kırılma dikenleriyle parıldayan beyaz noktalar da var. Mor noktalar ise Chandra’nın tespit ettiği yıldızlar. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Kızılötesi: (Herschel) ESA/NASA/Caltech, (Spitzer) NASA/JPL/Caltech, (WISE) NASA/JPL/Caltech; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI/Webb ERO Yapım Ekibi; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major
Bu bileşik görüntü, çekirdeğinde parlak bir bulutsunun yer aldığı ve Chandra’nın tespit ettiği bir X-Işını bulutuyla çevrelenmiş süpernova kalıntısını tasvir ediyor. Burada bulutsu, görüntünün merkezindeki altın sarısı ufak bir noktayla temsil ediliyor. Nokta, bir yıldırım kümesini andıran ve açık mavi damarlardan oluşan bir kördüğümün içerisinde duruyor gibi görünüyor. Bulutsuyu, görüntünün çoğunu kaplayan devasa bir x-ışını bulutu çevreliyor. Şekli yuvarlak olan bu yayılmış X-ışını bulutu, alacalı neon mor renkte gösteriliyor. Süpernova patlamasında yok olan yıldızın enkazını temsil ediyor. Görüntüs: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Kızılötesi: NASA/JPL/CalTech/Spitzer; Radyo: NSF/NRAO/VLA; Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/L. Frattare
Bu görüntüde, patlayan bir yıldızdan çıkan ve genişleyen bir madde ve enerji topu olan Cassiopeia A süpernovası yer alıyor. Burada neon mavi ve parlak beyaz halkalardan perdahlı altın damarları yayılıyor. Bu halkalar ve kemer şeklini altın damarları, süpernova kalıntısının nispeten sakin olan merkezinde nispeten sakin bir yeri çevreliyor. Halkanın merkezindeki bu delik ve halkalar ile kemer şeklini alan damarların meydana getirdiği üç boyutluluk, Cassiopeia A’nın bu görüntüsüne dev, çatlayan, elektrik mavisi renkli bir lokma görünümü veriyor. Chandra’nın tespit ettiği X-ışınları, yok olan yıldızdan gelen enkazı ve patlamadan çıkan şok dalgasını gösteriyor. Görüntü: X-Işını: NASA/CXC/SAO; Kızılötesi: NASA/ESA/CSA/STScI/D. Milisavljevic (Purdue Üni.), I. De Looze (UGent), T. Temim (Princeton Üni.); Görüntü İşleme: NASA/CXC/SAO/J. Major, J. Schmidt and K. Arcand

Kaynak ve yazının devamını okumak için tıklayınız : https://popsci.com.tr/nasa-chandra-x-isini-teleskobunun-25-yasini-25-harika-goruntuyle-kutluyor/