Beynin her anıyı 3 kere kopyaladığı ortaya çıktı.

Araştırmacılar, beynin her bir anıyı üç kez kopyaladığına dair önemli bir bulguya ulaştılar. Bu keşif, hafızanın nasıl çalıştığını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Beynin anıları üç kez kopyalama süreci, anıların daha kalıcı ve sağlam bir şekilde depolanmasına katkıda bulunuyor. Peki bu süreç nasıl işliyor ve neden önemli?

1. Anıların Depolanması ve Hatırlanması

Beyin, yaşadığımız olayları ve edindiğimiz bilgileri anılara dönüştürerek depolar. Ancak bu süreç, sanıldığından daha karmaşıktır. Beyin, bir anıyı oluşturduktan sonra, bu anıyı farklı zamanlarda tekrar tekrar işleyerek üç ayrı kopya oluşturur. Bu kopyalar, aynı anının farklı versiyonları gibi düşünülebilir, ancak hepsi aynı olayın hatırlanmasını sağlar.

2. Beynin Kopyalama Süreci

Beynin bu kopyalama süreci, anıların daha uzun süre hatırlanmasına yardımcı olur. İlk kopya, anının taze olduğu, yani olayın hemen ardından oluşturulur. İkinci ve üçüncü kopyalar ise, anının üzerinden biraz zaman geçtikten sonra beyinde yeniden işlenir. Bu kopyalama işlemi, anıyı pekiştirir ve daha sonra hatırlanmasını kolaylaştırır.

3. Unutmayı Önleme ve Anıları Pekiştirme

Bu üç kez kopyalama mekanizması, beynin anıları unutmasını önler. Beyin, zaman içinde bir anıyı unutmamak için bu kopyaları kullanır. Örneğin, önemli bir olay yaşadığınızda, beyniniz bu olayı farklı zamanlarda tekrar hatırlayarak kopyalar. Bu sayede, anı daha kalıcı hale gelir ve unutulma olasılığı azalır.

4. Bilimsel Önemi

Bu bulgu, hafıza ile ilgili birçok bilimsel araştırmanın temelini oluşturabilir. Özellikle, hafıza bozuklukları ve Alzheimer gibi hastalıkların tedavisi için yeni yöntemler geliştirilmesinde kullanılabilir. Anıların nasıl kopyalandığını ve pekiştirildiğini anlamak, hafızanın güçlendirilmesi ve unutkanlığın önlenmesi için de yeni stratejilerin önünü açabilir.

Bu araştırma, beynin anıları nasıl işlediğine dair yeni ve heyecan verici bir bakış açısı sunuyor. Beynin bu çoklu kopyalama mekanizması, hafızanın gücünü ve dayanıklılığını artırıyor, bu da hem bireysel hatıralarımızı hem de genel öğrenme yeteneğimizi etkiliyor.

Kaynak: Bilimsel paylaşımlar sitesi

Türk bilim adamları geliştirdi! Kalp krizi riskiniz nefesinize bakarak ölçülebilecek.

Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ile Çorum Hitit Üniversitesi’nde bilim insanları çalışmalarında, insan nefesindeki molekülleri analiz edip, kalp krizi riskini yapay zeka teknolojisiyle önceden teşhis edebilen cihaz geliştirdi. Sinyale dönüştürülen nefes bilgilerinin aktarıldığı bilgisayar ortamında analiz eden, ulusal patent alıp, bilimsel dergide makalesi yayınlanan tasarımla; bir kişinin kalp krizi riski taşıyıp taşımadığı 30 saniyede öğreniliyor. 

Doç. Dr. Önder Aydemir, “Yapay zeka algoritmalarıyla insanların ‘miyokard enfarktüsü’ olup olmadığını nefes bilgilerinden otomatik olarak tespit etmeye çalıştık. Bulgular umut verici ve çarpıcı” dedi. Sağlık teknolojisi ve biomedikal üzerine çalışmalar yürüten KTÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Aydemir, Çorum Hitit Üniversitesi’nden Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Bilge Han Tozlu ile Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Yusuf Karavelioğlu ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nden Dr. Öğretim üyesi Cemaleddin Şimşek, çalışmalarında; insan nefesindeki molekülleri analiz edip kalp krizi riskini yapay zeka teknolojisiyle önceden teşhis edebilen cihaz geliştirdi. 

‘Biomedical Signal Processing and Control’ dergisinde makalesi yayınlanan cihazla; naylon poşet ya da balona doldurulan nefes, moleküllere dönüştürülüp, aktarıldığı bilgisayar ortamında inceleniyor. 

Tasarımla, bir kişinin kalp krizi riski taşıyıp taşımadığı 30 saniyede teşhis ediliyor. Sağlıklı ve kalp rahatsızlığı bulunan bireylerde yapılan deneyler sonucunda, kalp krizi riskini erken teşhis etmeyi başaran bilim adamları, Türk Patent ve Marka Kurumu’nca ulusal patent de aldıkları cihazı daha da geliştirerek cep telefonlarına entegre etmeyi, kalp krizi kaynaklı ani ölümleri de önlemeyi hedefliyor.

‘SANİYELER İÇERİSİNDE SONUCU ÇIKARTIYORUZ’

Biyomedikal mühendisliği alanında çalışmalar yapan KTÜ Mühendislik Fakültesi’nden Doç. Dr. Önder Aydemir, “Sağlıklı bireyler, kalp krizi ve kalp hastalığı riski olan insanların nefes bilgilerini elektronik burun teknolojisiyle sinyale dönüştürüp, bunu elektronik burunla bilgisayar ortamına kaydettik. 

Yapay zeka algoritmalarıyla birlikte insanların ‘miyokard enfarktüsü’ olup olmadığını nefes bilgilerinden otomatik olarak tespit etmeye çalıştık. Elde ettiğimiz sonuçlar gayet umut verici ve gelecek için de çarpıcı. Çalışmamız tescillendi.

Kaynak ve devamını okuman için : Türk bilim adamları geliştirdi! Kalp krizi riskiniz nefesinize bakarak ölçülebilecek – Resim 7 (haber7.com)

Kanadalı bilim insanları felç tedavisinde umut olacak çalışmayı duyurdu!

Nöroloji Profesörü Martinez önderliğindeki Kanadalı araştırmacılar, omurilik yaralanmaları sonrası ortaya çıkan felcin tedavisinde klinik deneylere hazır olduklarını duyurdu.

Kanada’nın Montreal kentindeki bilim insanları, felç hastaları için umut olacak bir çalışmada önemli gelişme sağladı.

Montreal Üniversitesine bağlı Montreal Sacred Heart Hastanesi’nden Nöroloji Profesörü Marina Martinez önderliğindeki araştırmacılar, omurilik yaralanmaları sonrası ortaya çıkan felcin tedavisinde klinik deneylere hazır olduklarını duyurdu.

GELİŞTİRİLEN ARAYÜZ BEYNİN İKİ YARIM KÜRESİNİ DÖNÜŞÜMLÜ UYARIYOR

Canadian Press’in haberine göre araştırmacılar, arka ayakları felçli olan bir hayvanın beyninin iki yarım küresini dönüşümlü olarak uyararak tekrar yürümesini sağlayan bir arayüz geliştirdi.

Araştırmacıların “büyük hayvan modeli” olarak adlandırdığı klinik deneyler öncesi çalışma, insanlardakine benzer belden aşağısı felç olan daha büyük hayvan modelleri üzerinde de yürütüldü.

FELÇLİ HASTALAR İÇİN UMUT VERİCİ GELİŞME

Martinez, “Sonuçlar o kadar kesin ki birkaç yıl içinde klinik deneylere geçmeye hazırız. Her iki bacaktaki hareketi geri kazanmak için, dönüşümlü olarak beynin sol ve sağ korteksini uyaracağız. Beyinde dönüşümlü stimülasyon başlar başlamaz, hayvan hemen tekrar yürümeye başlayacak.” dedi.

Kendisinin ve meslektaşlarının üzerinde çalıştığı teknolojinin, omuriliğin tam olarak hasara uğramadığı yaralanmalar için geçerli olduğunun altını çizen Martinez, “Bu teknoloji hiçbir zaman tam omurilik yaralanmalarına uygulanamayacak olsa da her adım bize insanların sorunlarını çözmeye biraz daha yaklaşma fırsatı veriyor.’’ diye konuştu.

Martinez ve ekibinin çalışmaları, “ScienceDirect” isimli bilimsel dergide de yayımlandı.

Kaynak ve devamını okuman için : Kanadalı bilim insanları felç tedavisinde umut olacak çalışmayı duyurdu! – Haber 7 Bilim

Bilim insanları, güneş enerjisiyle havadan verimli bir şekilde su toplayan sistem geliştirdi.

Suudi Arabistan’daki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, sık bakım gerektirmeden, güneş ışığını kullanarak havadan su toplayabilen bir sistem geliştirdi. 

Suudi Arabistan’daki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden (KAUST) bir araştırmacı ekibi, sık sık manuel bakım gerektirmeden havadan su toplayabilen bir sistem geliştirdi. Pasif olarak çalışan sistem, güneş ışığını kullanarak havadaki suyu yakalayabiliyor.4Saatte 0,65 litre su üretebiliyor

Arastımacılar, Güneş Enerjili Atmosferik Su Çıkarma (SAWE) yöntemini kullanıp tasarımı iyileştirerek, standart güneş ışığı ve %90 nem altında saatte metrekare başına 0,65 litre tatlı su üretmeyi başardı. Araştırmacılar, sistemin %40 kadar düşük nem oranına sahip bölgelerde çalışabildiğini belirtiyor. Sistem, su kıtlığı olan bölgelerden şebekeden bağımsız tatlı su üretimi ve tarımda sulama amacıyla geliştirildi.

Havadan su toplama konsepti ve teknolojisi yeni olmasa da, mevcut güneş enerjisiyle çalışan sistemlerin hantal olduğu belirtiliyor. Güneş enerjisiyle çalışan toplayıcılar iki aşamalı bir döngüyü takip ediyor. Su, önce emici bir madde aracılığıyla havadan çekiliyor ve doygun hale geldiğinde sistem kapatılıyor. Sonra da suyu elde etmek için güneş ışığıyla ısıtılıyor. Ekibe göre, iki işlem arasında geçiş yapmak için hem fiziksel iş hem de bir anahtarlama sistemi gerekiyor. Bu da karmaşıklığı ve maliyeti arttırıyor.

Bitkilerden ilham aldılar

KAUST’ta geliştirilen yeni toplama cihazında ise ikisine de ihtiyaç duyulmuyor. Bunun yerine, iki aşama arasında pasif bir şekilde geçiş yapılarak, yardım almadan sürekli olarak çevrim yapılabiliyor. Ekip, sistemi geliştirirken doğadan ilham aldıklarını ve bitkilerin suyu köklerinden yapraklarına verimli bir şekilde taşıdıkları özel yapıları taklit ettiklerini söylüyor.

Araştırmacılar, atmosferik suyu yakalamak ve tatlı su üretmek için oldukça önemli olan toplu taşıma köprüleri adı verilen bir sistem geliştirdi. Bu köprüler, suyu emen bir tuz çözeltisiyle dolu dikey mikro kanallardan oluşuyor. Su açısından zengin çözelti, suyun bitki gövdelerinden yukarı hareket etmesine benzer şekilde kılcal etki yoluyla kanallardan yukarı çekiliyor. Çözelti yoğunlaştıkça, geri aşağı doğru yayılıyor ve süreç tekrarlanarak daha fazla su toplanıyor. Araştırmacılara göre, yenilikçi tasarım, su yakalama için açık bölümü, tatlı su üretimi için kapalı bölümle verimli bir şekilde birleştiriyor.

Ekip tarafından yürütülen deneyler, Suudi Arabistan koşullarında metrekare başına yazın günde 2 ila 3 litre, sonbaharda ise günde 1 ila üç litre su ürettiğini ortaya koydu. Üstelik sistem birkaç hafta boyunca bakıma gereksinim duymadan çalışmayı başardı. Ek olarak araştırmacılar, sistemin çöl bitkileri ve Çin lahanasının sulanması için doğrudan bir kaynak olarak kullanılabileceğini gösterdi.

Araştırmacılar geliştirdikleri sistemde, su emici bir kumaş, düşük maliyetli bir higroskopik tuz ve plastik bazlı bir çerçeve kullandılar. Malzemeleri uygun fiyatlı ve bulunabilir olmaları nedeniyle seçtiklerini, bu nedenle düşük gelirli bölgelerde büyük ölçekli uygulamalar için maliyetin düşük olacağını belirtiyorlar.

Kaynak ve devamını okuman için : Güneş enerjisiyle havadan su toplama sistemi geliştirildi | DonanımHaber (donanimhaber.com)