Anöploid Embriyodan Sağlıklı Birey Gelişebilir mi? Başarı Hikayesi.

gelişmesiyle birlikte sağlık sorunları nedeniyle veya başka nedenlerle çocuk sahibi olamayan bireyler sıkça IVF, halk arasındaki ifadeyle tüp bebek yöntemini denemekte. Bu yöntemde de ne yazık ki bazen embriyo ana rahmine tutunamıyor bazense embriyodaki önemli defektler nedeniyle implantasyon işlemine hiç başlanmadan embriyo direk atılıyor.

İlk doğum 42 yaşında

Peki bu tür durumlarda hasta hiç çocuk sahibi olamayacak mı? Son gelen haberlerdeki gelişme de bu tür bir duruma örnek olarak verilebilir. Monica Halem ilk çocuğunu kucağına aldığında 42 yaşındaymış üstelik bu bebeğin doğması da kolay olmamış 15-20 IVF siklusu ve 6 düşükten sonra böyle bir mutlu son meydana gelmiş.

Süre az kaldı, risk artıyor

Halem ardından denemeye devam etmeye karar vermiş ki bu kararı aldığında 44 yaşına girmiş bulunmaktaymış . Bir dişi bireyin vücudunda ergenlikten itibaren sadece 400 adet yumurtası bulunduğu ve bu hücrelerin genelde 50 yaş civarında tükendiği düşünüldüğünde kendisi de dermotolog olan hastanın oldukça kısa bir süresinin kaldığı söylenebilir.

Burada önemli bir nota yer vermekte fayda görüyoruz, fizyolojik olarak hem erkek hem de dişi bireyde yaş ilerledikçe üreme hücrelerinde çeşitli mutasyonların görülme sıklığı artar ve bunun yanı sıra dişi bireylerde 35 yaşından sonra yumurtaların kalitesi ciddi oranda düşer. Üstüne üstlük 42 yaşından sonra atılan ovumların %90 gibi oldukça yüksek bir oranında anöploid durumu gözlemlenir.

Anöploid nedir?

Peki nedir bu anöploidi? Normalde 2n kromozomlu üreme ana hücresinden mayoz bölünme sürecinin sonucunda erkeklerde 4 adetdişilerde ise 1 adet n kromozomlu gamet meydana gelir. İşte bu süreç esnasında gerçekleşen hatalara bağlı olarak bazen eksik kromozomlu bazense fazladan bir kaç adet kromozom çiftine sahip hücreler oluşur ve bunlardan eksik olanların bulunduğu duruma monosomi adı verilirken fazladan kromozom çifti bulunan duruma ise trisomi adı verilir. Sonuç olarak bu şekildeki kalıtsal sorunlara anöploidi denilmekte.

Olayı daha somut hale getirecek olursak, örneğin Down Sendromu 21. kromozomun fazladan bir kopyasının bulunması sonucu görülen bir otozomal kalıtsal rahatsızlıktır. Bununla birlikte eksik kromozomlu embriyolar genelde gelişemez fakat geliştiği durumlar da yok değildir. Gonozomal kromozomlarda eksiklerden gidecek olursak, örneğin annesinden sadece 22 adet otozomal kromozom çiftini alan bir zigot babasından eğer 22+Y gelirse yaşayamaz. Tam tersine babadan 22+X gelseydi bir Turner dişisi doğabilirdi. Bu durum X kromozomununY kromozomuna göre daha hayati genler içeriyor olabileceği şeklinde yorumlanmaktadır.

18 embriyodan sadece 1 tanesi

Neyse, daha fazla uzatıp sizlere sekmeyi kapattırmadan olaya devam edelim. Monica Halem’in kararlı öyküsünün önündeki en büyük engeller de doğal olarak anlattığımız bu durum olmuş. Üstelik bu süreç esnasında bazı immünolojik sorunların da varlığı farkedilmiş. Tüm bunların ardından 44 yaşına geldiğinde New York’taki bir IVF kliniğine giden Halem’in 18 adet yumurtasının biyopsisi yapılmış ve dışarıda fertilizasyon işlemi gerçekleştirilmiş ancak Maalesef ki aksaklıklar devam etmiş.

Elde edilen 18 embriyonun hepsi de ciddi anormalilere sahipmiş fakat 4 tanesi diğerlerine nazaran daha düzgün bir görünümdeymiş. Bunlardan da erkek olan üçünde monosomi saptanırken dişi olan 4. embriyoda kısmı bir trisomilik gözlemlenmiş. Buna karşın hepsinin de sağlıklı göründüğü kontrolü yapan uzmanın aktardıkları arasında.

Ümit ve azim

En azından bir ihtimalin olduğunu gören Halem bir hayli zor bir karar vererek denemeye karar vermiş. Ek olarak Monica Halem’in bu süreçte hem maddi olarak hem de manevi olarak ciddi manada bir yorgunluk içerisinde bulunmasına karşın, içindeki  ümit ve azminin onun en büyük destekçisi olduğunu aktarmakta fayda var.

Kaynak ve devamına Buradan ulaşabilirsin.