Zeynep, Özgül; Funda, Canaz 1, ; Evrim, Yılmaz 1 ; Deniz, Arık 1 ; Bülent, Yıldız 2 ; Fatih, Yaşar N.3
Hint Patoloji ve Mikrobiyoloji Dergisi 66(1):s 31-37, Ocak-Mart 2023. | DOI: 10.4103/ijpm.ijpm_814_21
Soyut
Bağlam:
Programlanmış ölüm-1 (PD-1), T hücresi yanıtını baskılayan bir bağışıklık kontrol noktası molekülüdür. PD-1’in PD-L1/PD-L2’ye bağlanması sitokin üretimine neden olur ve T hücresi çoğalması azalır. PD-L1 ve PD-L2 ifade eden tümörler sitotoksik T hücrelerinden kaçar ve tümör ilerlemesine maruz kalır. Bu nedenle, immünoterapi kanser tedavisinde yeni bir seçenek haline gelmiştir.
Amaçlar:
Bu çalışmada kolorektal karsinomda (KRK) PD-L1 ve PD-L2 ekspresyonunu inceledik ve klinikopatolojik parametreler ile CD8+ T hücreleri arasındaki ilişkiyi değerlendirdik.
Yöntem ve Materyal:
Kolorektal kanser tanısı almış 124 hastaya ait formalin fiksasyonu yapılmış parafine gömülmüş tümör hücreleri ve immün hücrelerde PD-L1, PD-L2 boyama yöntemi kullanılarak tümör infiltre eden lenfositlerde ve çevresindeki tümör lenfositlerinde CD8 ekspresyonu değerlendirildi.
Kullanılan İstatistiksel Analiz:
Çapraz tabloların analizinde Pearson Ki-Kare, Fisher Tam Ki-Kare ve Pearson Tam Ki-Kare analizleri kullanıldı. Sağkalım dağılımları Kaplan-Meier yöntemini tahmin etti ve log-rank istatistikleri kullanılarak değerlendirildi.
Sonuçlar:
Çalışmamızda PD-L1 ekspresyonu ile kadın cinsiyeti ve medüller morfolojiye sahip tümörler arasında anlamlı bir korelasyon bulundu. Medüller morfolojiye sahip tümörlerde PD-L2 ekspresyonu gözlenmedi ve PD-L2 ile medüller bileşen arasında istatistiksel olarak ters bir ilişki gözlendi. PD-L1 pozitif tümör infiltre eden lenfositlerin nükssüz sağ kalım için önemli bir öngörücü olduğu belirlendi.
Sonuçlar:
Kolorektal kanserli olgularda immünoterapiden fayda görecek hastaların seçiminde bu parametrelerin değerlendirilmesinin yararlı olabileceğini düşünmekteyiz.
GİRİİŞ
Kolorektal karsinom (CRC), dünya çapında erkeklerde ve kadınlarda en sık görülen üçüncü kanserdir.[ 1 , 2 ] CRC’de cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi veya kombinasyon tedavileri tercih edilir. Ancak, immünosupresyonla oluşan tümör mikroçevresi nedeniyle, bu tedaviler farklı hastalarda farklı sonuçlara sahiptir. Bu durum, CRC’li hastalarda kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini gerektirir.[ 2 , 3 ]
Programlanmış ölüm reseptörü-1 (PD-1), CD28/CTLA-4 ko-stimülatör reseptör ailesinin bir üyesidir ve T hücresi düzenleyicilerinden biridir. T hücresi, B hücresi ve doğal öldürücü hücre yüzeylerinde ifade edilir. Programlanmış ölüm ligandı-1 (PD-L1, B7-H1 ve CD274) ve programlanmış ölüm ligandı-2 (PD-L2, B7-DC), tümör hücreleri, T ve B hücreleri, makrofajlar ve dendritik hücreler gibi birçok hücrede ifade edilen bu reseptörün ligandlarıdır. PD-1 ve PD-L1/L2’nin bağlanması, inhibe edici bir sinyale yol açar. Sonuç olarak, sitokin üretimi ve T hücresi çoğalması azalır.[ 4 , 5 ] Melanom, küçük hücreli olmayan akciğer karsinomu ve böbrek hücreli karsinomlarda anti-PD-1 ve anti-PD-L1 ile olumlu sonuçlar elde edilir. Gastrointestinal maligniteli hastalarda PD-L1 ekspresyonu ve prognozla ilişkisi belirsizdir.[ 6 , 7 , 8 ] Mevcut çalışma, CRC’de PD-L1 ve PD-L2 ekspresyonunu incelemeyi ve klinikopatolojik parametreler ile CD8+ T hücreleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
KONULAR VE YÖNTEMLER
Hastalar ve tümör özellikleri
Çalışmaya 2010-2013 yılları arasında Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’nda Kolorektal Kanser tanısı almış 124 hasta dahil edildi. Tüm olgular rezeksiyon materyalleri olan hastalardan seçildi. Endoskopik biyopsi materyalleri, nüks tümörler ve neoadjuvan tedavi alan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Demografik özellikler, tümör lokalizasyonu ve tümör boyutu kaydedildi. Olguların patolojik preparatları arşivden elde edilerek histolojik tip, diferansiyasyon, nekroz, küçük damar invazyonu, büyük damar invazyonu, perinöral invazyon varlığı, invazyon derinliği ve metastatik lenf nodu sayısı açısından tekrar değerlendirildi. Değerlendirme klinik dosyalardan yapılarak takip aralıkları ve nüks süresi elde edildi.
İmmünohistokimyasal boyama ve değerlendirme
Bu çalışmada tümörü temsil eden parafin bloklar seçilerek tümör etrafındaki inflamatuar hücreler değerlendirildi ve en yoğun olanlar seçildi.
Bloklardan dört mikron kalınlığında kesitler hazırlandı. PD-L1 (seyreltme 1:100, tavşan monoklonal, ab205921; Abcam, Cambridge, MA), PD-L2 (seyreltme 1:300, tavşan monoklonal, klon D7U8C, Cell Signaling Technology, Danvers, MA) ve CD8 (SP16 klonu, Neo belirteci) (uygulanmaya hazır formda) seyreltilmeden dokulara uygulandı. DAKO Omnis otomatize immünohistokimyasal boyama cihazı (DAKO Omnis, Danimarka) kullanılarak doku kesitleri hazırlandı. Kesitler damıtılmış su, iki kez %96’lık alkol, bir kez %99’luk alkol ve üç kez ksilen ile yıkandı. Boyanmış preparasyonlar ksilen bazlı slayt kapatıcı ile kapatılarak değerlendirmeye hazır hale getirildi. PD-L1 ile membranöz boyama pozitif olarak değerlendirildi. Tümör hücrelerinin ve bağışıklık hücrelerinin boyanması değerlendirildi. Her iki grup için de %5 ve üzeri PD-L1 ekspresyonu pozitif, %5’in altı ise negatif olarak kabul edildi.[ 6 ] Tümör hücrelerinin sitoplazmik ve/veya membranöz boyanması PD-L2 ile immünohistokimyasal analizde pozitif olarak kabul edildi. Tümör hücrelerinin boyanma yoğunluğu hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç gruba ayrıldı. Orta ve şiddetli yoğunluklarda %10 ve üzeri pozitif, %10’dan azı ise negatif olarak kabul edildi. Hafif yoğunlukta %50 ve üzeri boyanma pozitif, %50’nin altındaki boyanma ise negatif olarak kabul edildi.[ 9 , 10 ]
CD8 boyama, tümör infiltre eden lenfositler (TIL) ve çevreleyen tümör lenfositleri olarak iki farklı kategoride değerlendirildi. Tümör içerisinde ×200 amplifikasyon alanında 50 ve üzeri CD8 pozitif lenfosit varlığı yüksek, 50’den az CD8 pozitif lenfosit varlığı düşük olarak kabul edildi. Tümör içerisinde ×200 amplifikasyon alanında 200 CD8 pozitif lenfosit varlığı yüksek, 200’ün altında lenfosit varlığı düşük olarak kabul edildi.[ 11 ] İki patolog, klinikopatolojik verilerden habersiz olarak immünohistokimyasal boyamayı bağımsız olarak değerlendirdi.
İstatistiksel analiz
Sürekli veriler ortalama ± standart sapma ve medyan değer (%25-75) olarak verildi. Nitel veriler ise yüzde (%) olarak verildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile araştırıldı. Normal dağılım göstermeyen iki grup karşılaştırıldığında Mann-Whitney U testi kullanıldı. Çapraz tabloların analizinde Pearson Ki-Kare, Fisher Kesin Ki-Kare ve Pearson Kesin Ki-Kare analizleri kullanıldı. Sağkalım dağılımları Kaplan-Meier yöntemini öngördü ve log-rank istatistikleri kullanılarak değerlendirildi. Olaya kadar geçen süre kolon rezeksiyon tarihinden olay tarihine kadar geçen süre olarak hesaplandı. Karıştırıcı faktörleri düzeltmek için geriye doğru koşullu yöntemi kullanan Cox regresyon modeli kullanıldı. Analizde IBM SPSS Statistics 21.0 programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için P <0,05 kriter olarak kabul edildi. Çalışmamız Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan onaylandı (Tarih:14/11/2016, No:02).
SONUÇLAR
Hastanın özellikleri
Çalışma kohortunun ( n = 124) ortalama yaşı 64 yıl (aralığı: 26–90) idi ve %39,5’i kadındı. Tümörlerin çoğunluğu sol kolonda yerleşmişti ( n = 100). Ortalama tümör çapı 4,7 cm idi (aralığı 1,2–13). 124 hastanın klinikopatolojik özellikleri Tablo 1’de verilmiştir .

İmmünohistokimyasal bulgular
PD-L1, 15 (%12,1) vakada pozitif ve 109 (%87,9) vakada negatifti [ Şekil 1 a-b]. Vakaların 75’inde (%60,5) PD-L1 bağışıklık hücrelerinde pozitif ve 49’unda (%39,5) negatifti. PD-L2, 52 (%42) vakada pozitif ve 72 (%58) vakada negatifti. PD-L2 boyama yoğunluğu değerlendirildiğinde, 44 hastada hafif boyama, 22 hastada orta düzeyde boyama ve 20 hastada şiddetli boyama vardı [ Şekil 1 c].

Çevre tümör dokusu CD8 ile değerlendirildiğinde 53 (%42,7) olguda lenfosit yüksek düzeyde, 71 (%57,3) olguda lenfosit düşük düzeyde bulundu. TIL’li CD8 12 (%9,7) olguda yüksek düzeyde, 112 (%90,3) olguda ise düşük düzeydeydi.
Tümör hücrelerindeki PD-L1 ekspresyonu kadınlarda ( P < 0,05) ve medüller morfolojiye sahip tümörlerde ( P < 0,05) anlamlı olarak daha yüksekti. T evresi değerlendirildiğinde, PD-L1 ekspresyonu erken evre tümörlerde (T1 ve T2) tümörü çevreleyen bağışıklık hücrelerinde anlamlı olarak daha yüksekti ( P < 0,05) [ Şekil 2 a]. PD-L1 pozitiflik oranı da erken T evre tümörlerindeki tümör hücrelerinde daha yüksekti. Ancak istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamadı ( P > 0,05). PD-L1 ekspresyonu işaretli halka hücreli karsinom ve musinöz karsinomda gözlenmedi. Medüller morfolojiye sahip hastalarda, PD-L1 ekspresyonu tümörü çevreleyen bağışıklık hücrelerinde daha yüksek bulundu ancak istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamadı. Tümör ve çevresindeki bağışıklık hücrelerinde PD-L1 ekspresyonu ile yaş, tümör yerleşimi, tümör boyutu, histolojik derece, T evresi, N evresi, perinöral invazyon, küçük ve büyük damar invazyonu ve nekroz varlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı ( P > 0,05) [ Tablo 2 ]. CD8 pozitif T hücrelerinin PD-L1 pozitif tümörlerde adaptif bağışıklık direnci ile ilişkili olduğu düşünüldüğünden, çalışmamızda tümör stromasındaki CD8 pozitif lenfosit infiltrasyonu değerlendirildi. PD-L1 pozitifliğinin, CD8 pozitif peritümoral lenfosit ve TIL bulunan vakalarda tümörü çevreleyen bağışıklık hücrelerinde anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulundu ( P < 0,05) [ Tablo 3 ]. PD-L1 pozitif tümör hücreleri ile CD8 pozitif peritümoral ve TIL arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı [ Şekil 2 b ].



Medüller morfolojiye sahip tümörlerde PD-L2 ekspresyonu gözlenmedi. İstatistiksel analizde, PD-L2 boyama ile medüller morfoloji arasında ters ve anlamlı bir ilişki vardı ( P < 0,05). PD-L1 pozitif boyama vakalarının üçü PD-L2 ile güçlü bir şekilde boyanmıştı, biri orta derecede, 6’sı zayıf ve 5’i negatifti. 12 vakanın 5’inde CD8 yüksek TIL boyaması PD-L2 pozitifti ve çevreleyen tümör lenfositleri yüksek seviyede olan 53 vakanın 25’inde PD-L2 pozitifti. PD-L2 ekspresyonu ile CD8 boyaması ve diğer klinikopatolojik parametreler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktu [ Tablo 4 ].

CD8-yüksek TIL boyanması olan 12 vakanın 10’unda, tümörün etrafında yüksek seviyede lenfositler de vardı. Bu iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı ( P = 0,007). CD8 ile yoğun TIL boyanması, sağ kolon tümörlerinde ve medüller morfolojiye sahip tümörlerde anlamlı derecede daha yüksekti ( P < 0,05).
Hayatta kalma analizi
Takip süresi 56 ± 3,9 ay (aralığı 49-64 ay) olarak belirlendi. Tüm hastaların ortalama nükssüz sağ kalımı 32 ± 3,7 ay (aralığı 24-39 ay) idi. Hasta kohortunun tek değişkenli analizi, PD-L1 pozitif bağışıklık hücrelerini ( P 0,025) nükssüz sağ kalım için önemli bir öngörücü olarak tanımladı [ Tablo 5 ]. Çok değişkenli analizde, PD-L1 pozitif bağışıklık hücrelerinin nükssüz sağ kalımla ilişkili bağımsız faktörler olduğu gösterildi (tehlike oranı 0,56, P 0,03) [ Tablo 6 ]. PD-L1 pozitif ve negatif tümör hücreli olgularda, nükssüz sağ kalım ve takip sürelerinin medyan (ay) değerleri sırasıyla 7 (0-29) ve 30 (5-79), 7 (0-30) ve 13 (1-49) olarak bulundu ( P = 0,471, P = 0,724). PD-L1 pozitif ve negatif immün hücreli olgularda medyan (ay) nükssüz sağ kalım ve takip değerleri sırasıyla 11 (1-26) ve 19 (4-70), 16 (0-42) ve 42 (17-72) olarak bulundu ( P = 0,332, P = 0,165). İstatistiksel değerlendirmede, her ikisinde de anlamlılık bulunmadı. PD-L2 pozitif ve negatif tümör hücreli olgularda nükssüz sağ kalım ve takip sürelerinin medyan (ay) değerleri sırasıyla 7 (0-24) ve 40 (7-74), 6 (0-41) ve 40 (7-84) olarak bulundu. PD-L2 pozitif ve negatif immün hücreli olgularda medyan (ay) nükssüz sağ kalım ve takip değerleri sırasıyla 8 (0-31) ve 31 (8-72), 10 (0-56) ve 21 (4-86) olarak bulundu. Tümör hücrelerinde ( P = 0,543, P = 0,579) ve immün hücrelerde ( P = 0,863, P = 0,961) PD-L2 pozitifliği nükssüz sağ kalım ve takip süreleriyle karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmadı. Peritumoral/intratumoral CD8 boyanması ile nükssüz sağkalım ( P = 0.672, P = 0.952) ve takip süreleri ( P = 0.147, P = 0.551) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Perinöral invazyon olan olgular ile takip süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu ( P = 0.006). Diğer klinikopatolojik parametrelerle nükssüz sağkalım ve takip süreleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı.


TARTIŞMA
Kolorektal kanser (CRC), dünya çapında yeni teşhis edilen kanser vakalarının yaklaşık %9,7’sini oluşturur. Dünyada erkeklerde ve kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türüdür. [ 1 , 2 ] Kolorektal kanserlerin dağılımı coğrafi bölgelere göre değişir. Kuzeybatı Avrupa, Kuzey Amerika ve Anglosakson bölgelerinde yaygındır ve Afrika, Asya ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde daha az yaygındır. Her etnik grupta farklılık gösterebilmesine rağmen erkeklerde kadınlardan daha yaygındır. [ 8 , 12 , 13 ] Çalışmamızda vakaların %60,5’i erkek ve %39,5’i kadındı. Kolorektal kanserlerin insidansı yaşla birlikte artar. Ortalama sunum yaşı 62’dir. 40 yaşın altındaki vakalar kalıtsal kolorektal kanser sendromlarından birine sahip olma eğilimindedir. [ 14 ] Çalışmamızda ortalama yaş 64,9’du.
Tüm CRC’lerin yaklaşık %50’si rektum ve sigmoidde yer alır. Ancak sağ kolonun insidansı son on yılda artmıştır. Literatürde, son 30 yılda beyaz erkeklerde sağ kolon tümörlerinin %22’den %38’e çıktığını belirten yayınlar bulunmaktadır.[ 15 ] Çalışmamızda, vakaların %80,6’sı sol kolonda, %19,4’ü ise sağ kolonda yerleşmiştir. Sağ kolon tümörlerinin 13’ü (%54,2) kadın, 11’i (%45,8) erkekti.
Lenfositik infiltrasyonun CRC’lerde prognostik önemi vardır. Çok sayıda çalışma, CD8 pozitif sitotoksik T hücreleri ile infiltre olmuş tümörlerde daha iyi bir prognoz olduğunu bildirmiştir. Bu, T hücresi aracılı anti-tümör bağışıklık tepkisinin prognoz üzerindeki etkisini yansıtır. [ 16 , 17 ] Lenfositik infiltrasyon, mikrosatelit instabilitesi yüksek (MSI-H) tümörlerde önemli ölçüde daha belirgindir. [ 18 ] Tümör hücreleri, T hücresi aracılı bağışıklık tepkisinden kaçmak için bağışıklık sisteminin negatif düzenleyicileri olan bazı molekülleri ifade eder. [ 19 ] PD-1, T hücresi aracılı tepkiyi baskılayan bağışıklık kontrol noktası moleküllerinden biridir. PD-1’in PD-L1 ve PD-L2 olmak üzere iki liganı vardır. PD-1’in PD-L1 ve PD-L2 ile bağlanması, T hücrelerinin aktivasyonunu inhibe ederek bağışıklık sistemini baskılar. PD-L1 ve PD-L2 ifade eden tümörler sitotoksik T hücrelerinden kaçar ve tümörün ilerlemesini engeller.[ 20 ]
PD-1, CD28 ailesinin bir üyesidir ve T hücrelerinde ifade edilir. PD-L’lerin ifadesi değişkendir. PD-L1, PD-L2’den daha yaygın olarak ifade edilir. PD-L1, B hücreleri, dendritik hücreler, makrofajlar, T hücreleri ve endotel hücreleri, pankreas adacık hücreleri, astrositler, keratinositler gibi hematopoietik olmayan hücrelerde ifade edilir. PD-L2, dendritik hücreler, makrofajlar ve mast hücrelerinde ifade edilir.[ 4 , 20 ] Tümör hücreleri hem PD-L1 hem de PD-L2 ifade edebilir.[ 21 ]
Melanom, küçük hücreli olmayan akciğer karsinomu, böbrek hücreli karsinomu, meme kanseri, özofageal kanser, mide kanseri ve lenfomaların PD-L1 ekspresyonu rapor edilmiş ve zayıf klinik seyirle ilişkilendirilmiştir. [ 22 , 23 , 24 , 25 , 26 ] PD-L1 ekspresyonu çok çeşitli katı tümörlerde ve hematolojik malignitelerde zayıf prognozla ilişkilendirilmiştir ve bu da immünomodülatör eksende tedaviyi cazip hale getirir. [ 27 ] Kanser immünoterapisinde, PD-1 ve PD-L1’i spesifik olarak bloke eden antikorlar vardır. Ancak, PD-L2’nin bağışıklık yanıtını düzenlemedeki rolü ve önemi henüz net değildir. Bu nedenle, kanser immünoterapisi için henüz net bir hedef yoktur. [ 28 ]
CRC’de Wang ve diğerleri [ 29 ] tümör hücrelerinde %8 oranında PD-L1 ekspresyonu ve tümöre sızan bağışıklık hücrelerinde %21 oranında PD-L1 ekspresyonu buldular. Vakaların %4’ünde hem tümör hücrelerinde hem de tümöre sızan bağışıklık hücrelerinde PD-L1 ekspresyonu gözlemlediler. Tümöre sızan bağışıklık hücrelerinde PD-L1’in boyanması hastalıksız sağ kalımla ilişkilendirildi. PD-L1’in tümör boyanması ile klinikopatolojik veriler arasında bir korelasyon bulunamadı.
Gasser ve ark . [ 9 ], primer CRC’lerdeki tümör hücrelerinde PD-L1 ve PD-L2 ile membranöz ve sitoplazmik boyama gözlemlediler. Vakaların %42,2’sinde PD-L1 ekspresyonu, %41,4’ünde PD-L2 ekspresyonu ve %24,1’inde hem PD-L1 hem de PD-L2 ekspresyonu buldular. PD-L1 ve PD-L2 ekspresyonu, ileri evre hastalıktaki tümör hücrelerinde önemli ölçüde daha yüksekti. Evreden bağımsız olarak, PD-L1 ve PD-L2 ekspresyonunu eksprese eden tümörlerin sağkalımı önemli ölçüde daha kötüydü. PD-L1 ve PD-L2 ekspresyonunu sağkalımda bağımsız prognostik faktörler olarak buldular. PD-L1 eksprese eden tümörlerin sağkalımı, PD-L2 pozitif tümörlerden daha kötüydü. Ek olarak, hem PD-L1 hem de PD-L2 eksprese eden tümörlerde sağkalım, her iki ligandı da eksprese etmeyenlere göre önemli ölçüde daha kötüydü.
Evre 3 CRC vakalarında, Koganemaru ve diğerleri [ 11 ] tümör hücrelerinin %8,1’inde ve tümörü infiltre eden mononükleer hücrelerin %15,3’ünde PD-L1 ekspresyonu gözlemlediler. Hastalıksız sağ kalımın tümör hücrelerinde PD-L1 ekspresyonunda önemli ölçüde daha kısa olduğunu buldular. Buna karşılık, hastalıksız sağ kalım, tümörü infiltre eden mononükleer hücrelerde PD-L1 ekspresyonu olan vakalarda önemli ölçüde daha uzundu.
Lee ve arkadaşları [ 30 ], PD-1 ve PD-L1 ekspresyonunun MSI-H’li hastalarda anlamlı derecede daha yüksek olduğunu buldular. Buna uygun olarak, bu çalışmada, medullar özellikler, yüksek TIL ve yüksek tümör çevresi lenfositik agregasyonunun da PD-L1 ekspresyonuyla anlamlı derecede ilişkili olduğunu buldular. Rosenbaum ve arkadaşları [ 12 ], PD-L1 ekspresyonunun kadın, medullar fenotip, yoğun TIL ve MSI-H vakalarında anlamlı derecede daha yüksek olduğunu buldular. Diğer tümör tiplerinden farklı olarak, CRC PD-1 ve PD-L1 blokajına düşük oranda yanıt verir. [ 6 ] Le ve arkadaşları [ 31 ], metastatik CRC’li hastalarda pembrolizumabın klinik etkilerini araştıran çalışmalarında, MSI-H genotipli hastaların bu tedaviye anlamlı şekilde yanıt verdiğini bildirdiler. Bu çalışmanın sonucunda pembrolizumab tedavisi uygulanacak hastaların seçiminde MMR durumunun belirlenmesinin önemli olduğu vurgulanmıştır.
Masugi ve diğerleri [ 32 ], PD-L2 boyama ile lenfositik reaksiyon ve CRC’lerdeki klinikopatolojik parametreler arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarında, PD-L2 ekspresyonunun kadınlarda, iyi ve orta derecede farklılaşmış tümörlerde ve yüksek PD-L1 ekspresyonu gösteren tümörlerde önemli ölçüde daha yüksek olduğunu buldular. PD-L2 ekspresyonunun Crohn benzeri lenfoid reaksiyonlu hastalarda önemli ölçüde daha düşük olduğunu buldular. Tümör hücrelerindeki PD-L2 ekspresyonunun lenfoid yanıtın gelişimini engellediğini öne sürdüler.
Çalışmamızda tümör hücrelerinin %12,1’inde PD-L1 ekspresyonu, tümörü çevreleyen immün hücrelerin ise %60,5’inde PD-L2 ekspresyonu gözlendi. Tümör hücrelerinde PD-L2 ekspresyonu olguların %42’sinde saptandı. Literatürle benzer şekilde tümör hücrelerinde PD-L1 ekspresyonu kadınlarda ve medüller morfolojiye sahip hastalarda anlamlı olarak yüksekti ( P < 0,05). Medüller morfolojiye sahip tümörlerde PD-L2 ekspresyonu gözlenmezken, PD-L2 ile medüller morfoloji arasında istatistiksel olarak ters ilişki bulundu ( P < 0,05). PD-L1 pozitif boyanma olgularının 3’ü PD-L2 ile güçlü boyanmıştı. CD8-yüksek TIL boyanması olan 12 olgunun 5’inde PD-L2 pozitif, çevresindeki tümör lenfositleri yüksek olan 53 olgunun 25’inde PD-L2 pozitifti. Bu çalışmada tümör çevresindeki immün hücrelerde ve erken T evresi (T1 ve T2) vakalarda PD-L1 ekspresyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur ( P < 0,05). Ayrıca tümör çevresinde yoğun CD8 ve TIL ve lenfosit bulunan vakalarda tümör çevresindeki immün hücrelerde PD-L1 ekspresyonu anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur ( P < 0,05). Literatürden farklı olarak tümör hücrelerinde PD-L1 ekspresyonu erken T evresi tümörlerde daha fazla gözlenmiş ancak istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Literatürle benzer şekilde, PD-L1 pozitif tümör infiltre eden lenfositlerin aslında nüks içermeyen sağkalımı etkileyebileceğini gösterdik.
Bu çalışmada, PD-L1, CRC’de hem tümör hem de bağışıklık hücrelerinde ifade edildi. Yüksek CD8+ T hücreli hastalarda yüksek PD-L1 ifadesi, adaptif bağışıklık direnci mekanizmasıyla ilişkiyi destekler. Kadın cinsiyet, medüller morfoloji, tümörün içinde ve çevresinde yoğun lenfositik infiltrasyon, MSI-H tümörlerinde ortak özelliklerdir. [ 21 ] Çalışmamızda, PD-L1 ifadesinin kadınlarda, medüller morfolojide ve TIL ve tümör açısından zengin lenfositik infiltrasyonda önemli ölçüde daha yüksek olduğu bulundu. Bu bulgular, literatürde bildirilen CRC’lerdeki PD-L1 ekspresyonu ile mikrosatelit instabilitesi arasındaki ilişkiyi desteklemektedir. Medüller morfolojili tümörlerde ve kadın cinsiyette PD-L1’in önemli ekspresyonu, hasta seçiminde yararlı olabileceğini düşündürmektedir.
Finansal destek ve sponsorluk
Çalışmamız Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Birimi tarafından desteklenmiştir.
Çıkar çatışmaları
Herhangi bir çıkar çatışması bulunmamaktadır.
KAYNAKLAR
1. Siegel RL, Miller KD, Fuchs HE, Jemal A. Kanser istatistikleri, 2021 CA Cancer J Clin. 2021;71:7–33
2. Siegel RL, Miller KD, Jemal A. Kanser istatistikleri, 2018 CA Cancer J Clin. 2018;68:7–30
3. Pagès F, Berger A, Camus M, Sanchez-Cabo F, Costes A, Molidor R, ve diğerleri Etkili hafıza T hücreleri, erken metastaz ve kolorektal kanserlerde sağ kalım N Engl J Med. 2005;353:2654–66
4. Keir ME, Francisco LM, Sharpe AH. PD-1 ve T-hücre bağışıklığındaki ligandları Curr Opin Immunol. 2007;19:309–14
5. Brahmer JR, Tykodi SS, Chow LQ, Hwu WJ, Topalian SL, Hwu P, ve diğerleri İleri kanserli hastalarda anti-PD-L1 antikorunun güvenliği ve aktivitesi New Engl J Med. 2012;366:2455–65
6. Yoneda K, Imanishi N, Ichiki Y, Tanaka F. Küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde (KHDAK) immün kontrol noktası inhibitörleri (ICI’ler) J UOEH. 2018;40:173–89
7. Wang X, Teng F, Kong L, Yu J. İnsan kanserlerinde PD-L1 ekspresyonu ve klinik sonuçlarla ilişkisi Onco Targets Ther. 2016;9:5023–39
8. Murphy G, Devesa SS, Cross AJ, Inskip PD, McGlynn KA, Cook MB. Anatomik alt bölgeye, ırka ve yaşa göre kolorektal kanser insidansındaki cinsiyet farklılıkları Int J Cancer. 2011;128:1668–75
9. Grimm M, Gasser M, Koenigshausen M, Stein C, Lutz J, Krol S, ve diğerleri İnsan kolorektal kanserinde programlanmış ölüm-1 ligand-1 ve programlanmış ölüm-1 ligand-2 ekspresyonunun klinik önemi ve terapötik potansiyeli J Clin Oncol. 2008;26:15005
10. Sridharan V, Gjini E, Liao X, Chau NG, Haddad RI, Severgnini M, ve diğerleri Adenoid kistik karsinomun bağışıklık profili: PD-L2 ekspresyonu ve tümör infiltre eden lenfositlerle ilişkileri Cancer Immunol Res. 2016;4:679–87
11. Koganemaru S, Inoshita N, Miura Y, Miyama Y, Fukui Y, Ozaki Y, ve diğerleri Evre III kolorektal kanserli hastalarda programlanmış ölüm ligandı 1 ekspresyonunun prognostik değeri Cancer Sci. 2017;108:853–8
12. Rosenbaum MW, Bledsoe JR, Morales-Oyarvide V, Huynh TG, Mino-Kenudson M. Kolorektal kanserdeki PD-L1 ekspresyonu mikrosatelit instabilitesi, BRAF mutasyonu, medüller morfoloji ve sitotoksik tümör infiltre eden lenfositlerle ilişkilidir Mod Pathol. 2016;29:1104–12
13. Berg JW, Howell MA. Bağırsak kanserinin coğrafi patolojisi Kanser. 1974;34:807–14
14. Yantiss RK, Goodarzi M, Zhou XK, Rennert H, Pirog EC, Banner BF, ve diğerleri Erken başlangıçlı kolorektal karsinomun klinik, patolojik ve moleküler özellikleri Am J Surg Pathol. 2009;33:572–82
15. Cucino C, Buchner AM, Sonnenberg A. Kolon Rektum Kolorektal kanserinin sağa doğru kaymasının devam etmesi. 2002;45:1035–40
16. Naito Y, Saito K, Shiiba K, Ohuchi A, Saigenji K, Nagura H, ve diğerleri İnsan kolorektal kanserinde prognostik bir faktör olarak kanser hücre yuvalarına sızan CD8+T hücreleri Cancer Res. 1998;58:3491–4
17. Menon AG, Janssen-van Rhijn CM, Morreau H, Putter H, Tollenaar RA, van de Velde CJ, ve diğerleri Bağışıklık sistemi ve kolorektal kanserde prognoz: Ayrıntılı bir immünohistokimyasal analiz Lab Invest. 2004;84:493–501
18. Smyrk TC, Watson P, Kaul K, Lynch HT. Tümör infiltre eden lenfositler kolorektal karsinom Kanserinde mikrosatelit instabilitesinin bir belirtecidir. 2001;91:2417–22
19. Dong Y, Sun Q, Zhang X. PD-1 ve ligandları kanserde önemli bağışıklık kontrol noktalarıdır Oncotarget. 2017;8:2171–86
20. Francisco LM, Sage PT, Sharpe AH. Tolerans ve otoimmünitede PD-1 yolu Immunol Rev. 2010;236:219–42
21. Chen DS, Mellman I. Onkoloji immünolojiyle buluşuyor: Kanser-bağışıklık döngüsü Bağışıklık. 2013;39:1–10
22. Thompson RH, Dong H, Lohse CM, Leibovich BC, Blute ML, Cheville JC ve diğerleri PD-1 tümör infiltre eden bağışıklık hücreleri tarafından ifade edilir ve böbrek hücreli karsinomlu hastalarda kötü sonuçlarla ilişkilidir Clin Cancer Res. 2007;13:1757–6
23. Konishi J, Yamazaki K, Azuma M, Kinoshita I, Dosaka-Akita H, Nishimura M. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri hücrelerinde B7-H1 ekspresyonu ve tümör infiltre eden lenfositler ve PD-1 ekspresyonu ile ilişkisi Clin Cancer Res. 2004;10:5094–100
24. Muenst S, Schaerli A, Gao F, Däster S, Trella E, Droeser R, ve diğerleri Programlanmış ölüm ligandı 1’in (PD-L1) ekspresyonu insan meme kanserinde kötü prognozla ilişkilidir. Breast Cancer Res Treat. 2014;146:15–24
25. Chen L, Deng H, Lu M, Xu B, Wang Q, Jiang J, ve diğerleri B7-H1 ekspresyonu tümör invazyonu ile ilişkilidir ve insan özofagus kanseri hastalarının sağ kalımını tahmin eder Int J Clin Exp Pathol. 2014;7:6015–
26. Hou J, Yu Z, Xiang R, Li C, Wang L, Chen S, ve diğerleri Mide kanseri tümör dokularında FOXP3+ düzenleyici T hücrelerinin infiltrasyonu ile B7-H1 ekspresyonu arasındaki korelasyon Exp Mol Pathol. 2014;96:284–91
27. Chen DS, Irving BA, Hodi FS. Moleküler yollar: Yeni nesil immünoterapi: Programlanmış ölüm-ligand 1 ve programlanmış ölüm-1’i inhibe etme Clin Cancer Res. 2012;18:6580–7
28. Rozali EN, Hato SV, Robinson BW, Lake RA, Lesterhuis WJ. Kanser kaynaklı bağışıklık baskılanmasında programlanmış ölüm ligandı 2 Clin Dev Immunol. 2012:2012
29. Wang L, Ren F, Wang Q, Baldridge LA, Monn MF, Fisher KW, ve diğerleri Kolorektal kanserlerde programlanmış ölüm ligandı 1 (PD-L1) immünohistokimyasal ekspresyonunun önemi Mol Diagn Ther. 2016;20:175–81
30. Lee LH, Cavalcanti MS, Segal NH, Hechtman JF, Weiser MR, Smith JJ, ve diğerleri Kolorektal karsinomda PD-1 ve PD-L1 ekspresyonunun kalıpları ve prognozla ilişkisi Mod Pathol. 2016;29:1433–42
31. Le DT, Uram JN, Wang H, Bartlett BR, Kemberling H, Eyring AD, ve diğerleri Uyumsuzluk onarım eksikliği olan tümörlerde PD-1 blokajı N Engl J Med. 2015;372:2509–20
32. Masugi Y, Nishihara R, Hamada T, Song M, Da Silva A, Kosumi K, ve diğerleri Tümör PDCD1LG2 (PD-L2) ekspresyonu ve kolorektal kansere karşı lenfositik reaksiyon Cancer Immunol Res. 2017;5:1046–55
