Beyin Kanaması Nedir? Beyin Kanaması Geçirdiğinizi Nasıl Anlarsınız?

Beyin Kanaması Nedir? Beyin Kanaması Geçirdiğinizi Nasıl Anlarsınız?

Beyin kanaması, beyin parankiminde oluşan kanamadır ve iskemik inmeden sonra en sık görülen ikinci inme (felç) türüdür. En sık görülen nedenler arasında yüksek tansiyon, serebral amiloid anjiyopati, vasküler malformasyonlar ve antikoagülan tedaviler yer alır. Kanamanın yeri ve derecesine bağlı olarak farklı belirti ve bulgular ortaya çıkar. Semptomlar genellikle bilinçte azalma, uzuvlarda kuvvet kaybı, konuşma bozuklukları ve baş ağrılarıdır.

Klinik olarak beyin kanaması iskemik inmeden güvenilir bir şekilde ayırt edilemez, bu nedenle bilgisayarlı beyin tomografi görüntülemesinin mümkün olan en kısa sürede yapılması gerekir. Akut tedavinin bir parçası olarak sık sık artan kan basıncı ve her türlü kanama diyatezi tedavi edilmelidir. Kafa içi basıncı yükselirse, kafa içi basıncını düşürmeye yönelik önlemler alınmalıdır. Hematomun (kanın damar dışına sızması ve dokular arası boşlukta birikmesi durumu) beyin cerrahisi yoluyla boşaltılması kimi zaman gerekli olabilir.

Belirti ve Bulgular

Hastalığın belirti ve semptomları kanamanın oluştuğu yere göre değişmektedir. Semptomlar genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:

  • Bazal ganglion
  • Kontralateral hemiparezi (Kanamanın olduğu yerin çapraz tarafında felç)
  • Lezyonun olduğu yöne gözlerin istemsiz kayması
  • Afazi (Söz yitimi, beynin konuşma ve anlama bölgelerinde meydana gelen işlev bozukluğu sonucu ortaya çıkan konuşma, konuşulanı anlama, tekrarlama, okuma-yazma gibi becerilerin gerçekleştirilememesi sorunu)
  • Görme kaybı
  • Talamus
  • Bilinç kaybı
  • Kontralateral hemihipestezi ( Kanamanın olduğu yerin çapraz tarafında duyu kaybı)
  • Vertikal bakış felci (yukarı-aşağı yönde)
  • Pons
  • Koma
  • Tetraparezi (tüm ekstremitelerde felç)
  • Beyincik
  • Ataksi
  • Kusma
  • Baş dönmesi
  • Nistagmus (göz titremesi)
  • Lobar kanamalar
  • Bölgesel felç veya duyu kaybı
  • Sık sık epileptik nöbet
Beyin Anatomisi
Beyin Anatomisi

Hastalıkla İlişkili Genler, Etken Faktörler ve Risk Faktörleri

İntraserebral kanama riskinin üçte biri genetik çeşitlilikle açıklanabilir; bu nedenle popülasyonlar arasındaki genetik farklılıklar, görülme sıklığındaki farkı kısmen açıklayabilir. Etnik kökenler arasında spontan intraserebral kanama görülme sıklığında da farklılıklar mevcuttur. Bu varyasyonun yaklaşık %42’si etnik köken tarafından açıklanmaktadır. APOE (birden fazla etnik kökende), PMF1/SLC25A44 (Avrupa’da), ACE (Asya’da), MTHFR (birden fazla etnik kökende), TRHDE (Avrupa’da) ve COL4A2 (Avrupa’da) varyasyonları beyin kanaması için en ikna edici şekilde ilişkili olan genlerdir.

Teşhis Yöntemleri

İntraserebral kanama, hayati tehlikesi bulunan tıbbi bir acil durumdur. Bu nedenle zamanında teşhis kritik öneme sahiptir. İntraserebral kanamayı iskemik inmeden güvenilir bir şekilde ayırmak için beyin görüntülemesi yapılmalıdır. Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Anjiyografi veya Magnet Rezonans Tomografi (MRT) ve Anjiyografi başlangıç için uygundur. Acil durumlarda Bilgisayarlı Tomografi, hız ve maliyet bakımından daha kullanışlı olup tanılama becerisi açısından ise Magnet Rezonans Tomografi ile anlamlı bir farkı bulunmamaktadır.

Beyin tomografisinde gözüken bir beyin kanaması
Beyin tomografisinde gözüken bir beyin kanaması

Beyin kanamaları için en büyük risklerden biri yüksek tansiyon hastalığıdır. Yüksek tansiyon zamanla beyin damarlarının iç çeperinin elastik yapısını zedeleyip en sonunda direncini kaybetmesine neden olmaktadır. Bu direnç kaybı da zedelenmenin olduğu damar bölgesinden kanamanın başlamasına yol açmaktadır. Bilgisayarlı Tomografi ile kanamanın tespiti sonrası bu kez kontrast madde ile beyin damarlarının görüntülenmesi, kanamanın kaynaklandığı damarların tespiti ve tedavi stratejisi açısından hekimlere bilgi vermektedir.

Tedaviler veya İdare Yöntemleri

Tedavi yaklaşımları konservatif (koruyucu) ve cerrahi yöntemler olarak ikiye ayrılır. Beyin kanamasının Bilgisayarlı Tomografi’de tanılanması kanamanın zamansal boyunu göstermez. Kanamanın hâlâ devam edip etmediği, sızma şeklinde mi yoksa dramatik şekilde yoğun bir kanama mı olduğu bu görüntülemeyle anlaşılmaz ancak pratik olarak kanamanın devam ettiği varsayılarak bu durumu engelleyici hemostatik stratejiler ilk aşamada uygulanır.

Tüm Reklamları Kapat

Bu aşamada en önemli husus, hastanın ilaç kullanım öyküsüdür. Eğer hasta antikoagülan bir ilaç kullanmıyorsa traneksamik asit koruyucu olarak başlanır. Traneksamik asit, kanın pıhtılaşmasını sağlayan fibrin proteinin enzimatik yıkımını (fibrinoliz) sağlayan plazmin enziminin plazminojen proenziminden oluşmasını tetikler.

Fibrinoliz
Fibrinoliz

Burada ayrı bir parantez, halk arasında kan sulandırıcı olarak da bilinen antikoagülan ilaçlar için açılmalıdır. Kanın damarlardaki akışkanlığını belirleyen bazı faktörler bulunmaktadır. Kimi faktörler kanı daha akışkan yaparken (antikoagülan) kimisi daha viskoz, yani pıhtılı (koagülan) yapmaktadır. Normalde bu iki tip faktör grubu arasında bir denge bulunmaktadır ve böylece dokularımız, kanda bulunan besin ve oksijene herhangi bir gecikme olmaksızın erişmektedir. Kısaca herhangi bir kanamada, yani kanın damarlardan dışarıya doğru aktığı durumlarda koagülan faktörler devreye girip en hızlı şekilde bu sızıntıyı kanı bir miktar pıhtılaştırarak durdurur. Böylece kan kaybı daha az olur ve kan hacmi korunmuş olur. Yine de bu pıhtılaşma sonsuza kadar sürmez, ilgili damar kısmı onarıldıktan sonra bu kez antikoagülan faktörler devreye girer ve kanı tekrar akışkan hale getirir.

Bir sebeple bu denge kanın viskoz olması yönünde bozulmuşsa (kalp ritim bozukluğu, tespit edilmiş bir damar tıkanıklığı veya darlığı, kalp kapağı ameliyatları sonrası, genetik damar onarım faktör eksiklikleri gibi) genellikle hekimler dengeyi tekrar sabitleyebilmek için antikoagülan ilaçlara başlar. Bu ilaçların istenmeyen bir etki olarak dengeyi bu kez de kanın akışkan yöne kaydırması ve en son hali itibarıyla sadece beyin için değil, vücudun herhangi bir yerinde kanama riski açığa çıkarması büyük bir risk faktörüdür.

Eğer beyin kanaması tanısıyla servise alınmış bir hastanın antikoagülan ilaç kullanım öyküsü varsa antidot olarak ilgili ilacın etki mekanizmasına göre bu durumu antagonize etmek gerekir [Vitamin K Antagonisti olan Cumarin veya Warfarin gibi ilaçlara karşı K-Vitamini veya Protrombin konsantreleri (PPSB); Direkt oral Antikoagülan olan Apixaban ve Rivaroxabana karşı Andaxanet alfa; Dabigatrana karşı Idarucizumab ve Edoxabana karşı yine Protrombin konsantreleri].

Beyin kanamasının tanılanması sonrasında hasta mutlaka yakın olarak gözlenmelidir. Bu gözlenme genellikle monitörizasyon ile inme ünitelerinde (Stroke-Unit) veya yoğun bakım ünitelerinde yapılmaktadır. İlk aşamada hastanın yaşamsal fonksiyonlarını gösteren solunum sayısı, kalp atım hızı, vücut sıcaklığı ve düzenli nörolojik fizik muayeneler ile genel sağlık durumu takip edilir. Yine hedef olarak kan basıncının sistolik düzeyde 140 mmHg’nın altında olması hedeflenir. Kanamaya bağlı olarak beyin basıncında artış meydana gelebilir. Bu durumda Mannitol, Gliserin gibi ödem azaltıcı ilaçlar kullanılır.

Cerrahi tedavi yöntemler, karar vermesi çok kolay olmayan, karmaşık karar süreçlerini kapsayan ve hastadan hastaya değişen bir kısım uygulamalara sahiptir. Karar vermede dikkat edilmesi gereken hususlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kanamanın yeri ve boyutu,
  • Ventriküler kollaps varlığı,
  • Hastanın bilişsel durumu,
  • Yaş,
  • Eşlik eden hastalıklar.

Beyin kanamasında tercih edilen cerrahi yöntemler genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:

  • Kraniyotomi: Beyni ortaya çıkarmak ve beyin içinde bir prosedür gerçekleştirmek için kafatasının bir kısmının geçici olarak çıkarıldığı cerrahi bir prosedürdür.
  • Storeotaktik Hematom Aspirasyonu: Trepanasyon (kafatasının cerrahi olarak açılması) ve dura ponksiyonundan sonra kanama boşluğuna bir kateter yerleştirilerek hematomun sıvı kısmı aspire edilir. Daha sonra küçük miktarlarda ancak yüksek etkili antikoagülan madde (r-TPA veya ürokinaz) kanama boşluğuna verilir ve hematom, negatif basınç kullanılarak sıvılaştıktan sonra kanama kalıntısı çıkarılır. Gerekirse prosedür tekrarlanır (birkaç kez).
  • Endoskopik Hematom Boşaltımı: Trepanasyon ve dural ponksiyon sonrasında kanama boşluğu ultrason kullanılarak endoskopla delinerek temizlenir.

Cerrahi işlemlerden hangisinin tercih edileceği vakanın oluştuğu yer, hastanın hastalıktan ne kadar etkilendiği, cerrahın tecrübesi gibi birçok faktöre bağlıdır.

Müddet Tahminleri (Prognoz)

Beyin kanamaları yüksek ölümcüllük tehlikesi taşımaktadır. İlk 1 ay içinde mortalite oranı %40, ilk bir yıl içinde ise yaklaşık %60 dolaylarındadır. Morbidite oranı ise %40’lara varmaktadır. Tekrarlama riski ilk bir yılda yaklaşık %2, sonraki yıllarda yaklaşık %1 olarak tespit edilmiştir. Prognostik açıdan olumsuz faktörler ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Büyük kan hacmi,
  • İlk 24 saatte hematomda artış,
  • Yüksek yaş,
  • Antikoagülan tedavi veya hepatopati sırasında kanama,
  • İlişkili intraventriküler kanama,
  • Obstrüktif hidrosefali.

Görülme Sıklığı ve Dağılımı (Epidemiyoloji)

Beyin kanaması halk arasında inme olarak bilinen hastalığın ikinci en sık sebebidir. İnmenin en sık sebebi, beyin dokusunun beyine kan ulaştıran damarların bir pıhtı sebebiyle tıkanması veya damar çeperinin parçalanması sonucu oluşan disseksiyon sebebiyle beslenemediği iskemik durumlardır. İskemik inme hemorajik inmelere kıyasla yaklaşık 4 kat fazla görülmektedir. Dünyada yaklaşık her 100 bin kişiden 25’inde görülmektedir. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre 1,5 kat daha fazladır. Her yaşta görülme ihtimali olmakla beraber, yaş arttıkça görülme sıklığı da artmaktadır.

Önlem Yöntemleri

Önlem yöntemleri risk faktörlerinin azaltılması stratejisine dayanmaktadır. Beyin kanamasının önlem yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Sigara kullanımının azaltılması,
  • Alkol tüketiminin kontrolü,
  • Kan basıncının normalde 140/90 mm Hg’dan az, diyabet veya kronik kalp hastalarında 130/80 mmHg’dan az olması,
  • Uyuşturuculardan kaçınılması.

Etimoloji

Eski Türkçe méyi veya méŋi “beyin, ilik” sözcüğü ile eş kökenlidir. Bu sözcük Eski Türkçe yazılı örneği bulunmayan méñi biçiminden evrilmiştir. Kan sözcüğü ise eski Türkçe aynı anlama gelen kān sözcüğünden evrilmiştir.

Latince intra, “içeride, içinde, içine” edatından gelen “içeride, içeride, içeride” anlamına gelir ve genellikle ekstra-‘ya karşıdır ve birbirleriyle karşılaştırır. Klasik Latincede intra’nın önek olarak kullanılması nadirdir. Cranium kelimesi Yunanca kranion “kafatası”ndan gelir. Hemorrhage Latince hemorajiden, Yunanca haimorrhagia’dan, haima “kan”dan + rhagē “kırılma, boşluk, yarık”tan gelir.

Kaynak: https://evrimagaci.org/beyin-kanamasi-nedir-beyin-kanamasi-gecirdiginizi-nasil-anlarsiniz-15520